Kitap Okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Okumanın Kazandırdıkları

Okumanın Gücü 
 
    Kitap, bilginin insanlar arasında yayılma vasıtası; okuma ise insanın özgürleşmesi, soyut düşünme açısından genişlemesi, sevgiyi bilip yaşaması, doğayı ve varlıkları tanıması, kendini bulması demektir.
    Belki hiçbirimiz şu ana kadar ne tam olarak bir kitap okuyabilmişizdir ne de herhangi bir kitabı yorumlayıp başkalarına tavsiye etmişizdir. Maalesef ülkemizde kitap okuma oranı çok düşük seviyelerde gözüküyor. Japonya`da insanlar tramvayda, trende, otobüste, arabada yani her türlü taşıma aracında elinde bilgi aracı olan kitabı eksik etmezken bizim de ellerimizden spor ve magazin kitap ve dergileri eksik olmuyor.  İşin esefle bakılacak yanı, ülkemizde en çok kitap okuması gereken kişiler gözüyle bakılan üniversite öğrencileri arasında okuma oranı %37,1`dır. Kitaba para vermeyen aydınlarımız bile sigaraya paralar verebilmektedir. İnsanlara kitap okuyup okumadıklarını sorduğumuzda mahcup ve altta kalmamak için genelde şu cevabı verirler:”Boş zamanlarım olsa okuyorum.” Bence bu kitaplara yapılmış bir hakarettir. Kitap eğer boş zamanlarda okunuyorsa boş bir uğraşı olarak görüldüğünden dolayıdır. Yoksa ne diye boş zamanlarında okusun ki? Ve ayrıca boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki dünyayı insansız düşünemediğimiz gibi insanı da kitapsız düşünemeyiz. Çünkü kitap okuma insan için ekmek ve su gibi vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Hele teknolojik gelişmelerin ve her güne yeni bir gelişmenin ve icadın sığdığı bu bilgi ve teknoloji çağında insan buna çok daha fazla gerek duyuyor. Dünyada hızla meydana gelen bu  yeni gelişmelerin ve değişmelerin gerisinde kalmamak için büyük bir gayretle kitaplarla dost olmalı, onlarla haşır neşir olunmalıdır. İnsan ancak okuyunca, baş düşmanı olan cehaletten kurtulabilir ve kendi alanında araştırıcı, bilgili, geniş bakışlı ve çalışkan olarak yeni gelişen değişmelere ayak uydurup başarı ve mutluluğu yakalayabilir. 

    Olaya bir de dini bir pencereden bakacak olursak neden okumamız gerektiğini daha iyi anlarız. Bizler Yüce Yaradanımızın “Oku” hitabından sorumlu tutulduğumuz için okumalıyız. Bu emrin dinimizin ilk emri olması da okumamızın önemini daha da artırıyor. 
    Bundan sonra aklımıza şöyle bir düşünce gelebilir: “Peki okuyalım da ne okuyalım?” Bu da tam yerinde bir soru olur.  Hayvanların dahi yiyeceklerini seçtiği bu hayatta akıl ve irade sahibi olan insan da okuyacağı kitapları seçmelidir. Bu seçimde genel kaide okuyacağı kitapların kendisine faydalı olmasıdır. Çünkü faydasız bilgi çok fenadır ve insanın başına belalar doğurabilir. Önümüze çıkan her kitabı okumaya başlarsak tıpkı önüne gelen her yiyeceği yiyip mide fesadına uğrayan kişi gibi beyin fesadına uğramamız an meselesidir. İnsanın sevdiği, güvendiği büyüklerin tavsiyelerinin yanında milli manevi değerlerimize uygun; bize iyilik, güzellik ve yardımlaşma duygusunu kazandıracak kitaplar başta olmak üzere dikkatle seçtiğimiz her kitabı okuyabiliriz. Tarihini, ecdadını bilmek ancak okumakla olur. Okumayan insan fakir ve tarihsizdir. Tarihsiz bir insan veya toplumun başkalarına benzemesi ve dönüşmesi daha kolay olur. Kendi olmayan, özgür olmayan birey veya toplum edilgendir, bağımlıdır. Thomas Jatferson şöyle der: “Özgür insan, okuyan insandır.” Ayrıca bir gencin bir yandan dünyayı tanımak ve kazanmak için ders çalışırken bir yandan da inandığı dinin güzelliklerini anlatan, öğreten kitapları okuması da pekâlâ doğaldır. 

       Kitap okurken hiçbir zaman bir sınırlama yoktur. Çünkü hayatın dinamiğinde değişim ve gelişim vardır. Ne kadar okursak okuyalım yeni kitaplar ve bilgiler ortaya çıkacaktır. Bu durum bizi aralıksız, hayat boyu bir okumaya sevk edecektir. Devamlı okuyunca yani Balzac`ın deyişiyle çalışmanın, okumanın kölesi olunca bilginin efendisi olmak tertemiz ve güzel bir sonuç ortaya çıkaracaktır.   
      Bizce okumanın faydalarını anlatmaya kalkışmak ciltler dolusu eser vermeye niyet etmek gibidir. Öncelikle her kitabı, her kitap bir ömürdür düşüncesiyle okumalıyız. Yani okuduğumuz kitabın yazarının çoğunlukla hayat tecrübelerinden esinlenilerek yazıldığının şuurunda olarak okumalıyız. Ancak o zaman faydalarını görebiliriz.
     Kitap, insanın yetişmesi ve kültürel birikiminin oluşumunda önemli bir temel taşıdır. Bu yönüyle kitap okuma, eğitici ve geliştiricidir. Okuyan insanın düşünce ve anlama gücü gelişir, güncel meseleleri kolay anlar, olaylara daha objektif bir açıdan bakar, günlük hayatında da etkileme, gözlemleme ve ikna etme becerisini rahatlıkla uygulayarak kişilik tahlillerini yapabilir.
Kitap okuyan insanın bilgi dağarcığı ve kelime hazinesi zenginleşir. Ve insan kelimelerle düşündüğü için kelime hazinesi ne kadar genişse düşünce ufku o derece genişler ve zekâ seviyesi de o nispette artar.
    Kitap okuyan insan sosyal hayatta rahat ve aktif olur, genel kültürü ve başarı düzeyi artar, olayları üç boyutlu olarak ele alıp daha geniş düşünme kabiliyeti kazanır, daha sağlıklı düşüncelere sahip olur, hayata ve tarihe etraflıca bakma imkânı bulur.
 Okul hayatında başarılar ve zaferler kazanır. Kitap okumanın hem sözel hem de sayısal derslere olumlu katkıları olduğu için çok kitap okuyan öğrenci hızlı okuyup anlayarak dakikaların altın değerinde olduğu sınavda diğerlerinden daha başarılı olacaktır. 

    Bir Mısır atasözü şöyledir: “Güçlü olmak istersen, söz ustası ol.” Çünkü sınırlarda çarpışanlar, mücadele edenler artık silah, mermi değil bilgidir. Bu yüzden kendi alanında güçlü, sözü geçen, tek adres, otoriter, bir numara olmanın birinci temel şartı söz ustası ve bilgi sahibi olmaktır. Bunun şartı ise daima kitap okumadır. Yine bir düşünür şöyle der: “Dünyayı yöneten; kalem, mürekkep ve kâğıttır. Ve kişi, insanlar arasında kendisini hiç terk etmeyecek asil bir konumunun olmasını istiyorsa muhakkak okumalıdır” Yani bireyin işinde bir numara olmasının şartı okumaktır. İster öğrenci olsun, ister memur, ister esnaf, ister işçi, isterse de cumhurbaşkanı olsun; bu herkes için değişmez bir kuraldır. Medeniyetin kaynağı kültür, kültürün kaynağı ise bilgidir. Bilgi de ancak kitap ile olur. Ve şu da hiçbir zaman unutulmamalıdır ki dünya şuan hakikaten kalem, mürekkep ve kâğıtla yönetiliyor. Yani kendini kitapla yetiştirmiş ve çalışkan bireyler, toplumlar ve milletler tarafından yönetiliyor.
    Okumayı okul ve meslek kitabı çerçevesinde görüp orda sınırlayanlar ve bunun dışındaki bilgilere beyin kapılarını kapayan insanlar kısa süre sonra kabuk bağlar ve çürümeye mahkûm olur. Ve beyni kabuk bağlayan birinin de bunu yenilemesinin sırrı ise kitaplarla haşır neşir olmaktan geçer.
İnsanda öyle bir öğrenme ve bilme potansiyeli vardır ki dünyadaki hiçbir şeyle kıyaslanamaz.  Hz. Ali şöyle der:” Yemek yedikçe mide genişler fakat bilgi(kitap okuma) böyle değildir. İnsanın hafızası balon gibidir, dolduruldukça genişler.” İlim sonsuzluğunu burada gösteriyor işte. Başarılı olmanın temel etkeni özellikle geçmişteki ve şimdiki insanların tecrübelerinden yararlanarak onların düştüğü hata ve tuzaklara düşmemek ve başlanılan işe onların tecrübeleriyle girmektir. Böyle yapmanın tek yolu ise onların hayatlarını okuyup öğrenmektir. Ancak böyle amacımıza ulaşabiliriz. 

    Bilim, sanat, düşünce ve kültür dünyamıza belirli bir okulu bitirmeyip özöğrenim denilen yöntemle kendilerini yetiştirerek hakettikleri yerlere gelebilmiş kişiler vardır. Bunlar bu bilgi, saygınlık ve tecrübelerini okuma sevgisi sayesinde okudukları kitaplara borçludurlar. Edison ve Einstein üniversite mezunu değillerdi. Ama okudukları kitaplar sayesinde kendilerini tanıdılar ve hangi dalda kabiliyetli olduklarını keşfedip başarılı oldular. Y. Sultan Selim`in Mısır seferine giderken onlarca katır yükü kitabı yolculuğunda okuyup bitirdiğini düşünürsek Osmanlı Devleti`nin neden bu kadar ayakta kalabildiğini iyice anlarız. Ve bunun gibi tarihe adını yazan sayısız düşünür, sanatkâr, bilim adamı ve devlet adamı örnekleri vardır. Son olarak 20. yy` da yaşamış bir düşünürün düşüncesi bize kitap okumanın büyüsünü net olarak gösterecektir. Aynen şöyle diyor:” Eğer elimde olsaydı oturup icat(lar) yapardım. Kitap okuyup o yeni bilgileri uygulamaktan vakit kalmıyor.” İşte böyle bir düşünce ancak bir kitap aşığından çıkabilir değil mi?

     Sonuç olarak diyebiliriz ki bu teknoloji ve bilgi çağındaki gelişme ve değişmelerden habersiz kalmayıp güçlü olmak için her zaman ve her alanda yükselmek için muhakkak ama muhakkak  okumalıyız.  

5 Temmuz 2012 Perşembe

Okuma Alışkanlığımızın Durumu


Türkiye'de Okuma Alışkanlığı

Okuma alışkanlığına yeni bir anlayış getirmek amacındaysak, öncelikle Türkiye’deki okuma alışkanlığı ne durumda ona bir göz atalım. Şimdiden söyleyeyim, okuma karnemiz kırıklarla dolu!
Önce rakamlar konuşsun: *
- Ülkemiz okuma konusunda pek çok Afrika ülkesinden de geri kalmış durumda…
- Japonya’da toplumun % 14’ü,
- Amerika’da %12’ si,
- İngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken,
- Türkiye’de durum % 0, 01 yani on binde bir…
- Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’nda kitap okuma oranında Türkiye; Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sırada…
- Bir Japon, bir yılda ortalama 25 kitap okuyor. Türkiye’de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor…

Okuma karnemiz de şöyle:
- Eğitim-Sen’in bir araştırmasına göre, öğretmenlerin yüzde 8’i hiç kitap okumuyor. Yüzde 39’u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor. Yüzde 28’i ayda bir kitap alıyor.
Yeni nesilleri yetiştirmek için kendilerine sonsuz güven duyduğumuz öğretmenlerimizin %8’inin hiç kitap okumaması beklenmedik bir şey değil mi? Öğretmenlerimiz bunu yapıyorsa, öğrencilerimize ne diyebiliriz ki? Öğretmenlerimizin %8’i hiç elini taşın altına koymazken, Trabzon Valisi Nuri Okutan’ın başlattığı, “20 dakika kitap oku” uygulamasını ayakta alkışlamak gerekiyor.
- Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor. (Yorumsuz…)
- Bağımsız Eğitimciler Sendikası’ndan yapılan açıklamaya göre, kitap okuma oranının %4,5 olduğu Türkiye’de, yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya’da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.
- Gazi Üniversitesi’ndeki 1915 öğretim üyesiyle yapılan araştırmaya göre, öğretim üyelerinin %21.9′u sadece akademik yayın okuyor. Yüzde 56,2’si ayda 1-2 kitap okuyor.

Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Okulu, 8 Eylül Temel Okur Yazarlık günü nedeniyle Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi isimli bir çalışma hazırlamış. Hazırlanan çalışmayla Türkiye’nin okuma haritası ortaya çıkmış. Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 88′i okuryazar. Diğer çarpıcı sonuçlar şöyle :
- Türkiye’de çocuklar okuma becerileri açısından 35 ülke arasında 28.
- İhtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada
- Türkiye’de öğrencilerin sadece yüzde 19′u 25′ten fazla kitaba sahip.
- Türkiye’de kitaba yılda harcanan para 45 sent.
- Kütüphaneye gidenlerin sadece yüzde 8′i kitap okumaya gidiyor.
- Öğretmenlerin yüzde 33.4′ü düzenli kitap okuyor.
- Anne baba çaba harcamıyor
- Sadece dört anne babadan biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek için çaba harcıyor.
- En çok basılan yerli beş kitap : Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Türk Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, Ömer Seyfettin’in Hikâyeleri.
- En çok basılan yabancı kitaplar La Fontaine Fablları , Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi…

RTÜK’ün açıklamasına göre, Türkiye, dünyada televizyon izleme rekorunu kırdı! Türkiye’de bir yetişkin günde 5 saatini, çocuklar ise 3 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Bunu yaparken, yetişkinler günde 50 sayfa, çocuklar da 30 sayfa kitap okusalar sizce de bir şeyler daha da güzel olmaz mı? En basitinden, okudukça kelime dağarcığı gelişeceği için, okurların düşünme yetisi de aynı yönde gelişecektir. Toplum içerisinde daha çok kavramla düşünme, farklı boyutları da görebilme ile sağlıklı bireylere sahip olunacaktır. Bunları düşünen insan, aptal kutusuna da bu denli bağımlı olmayacaktır.
Araştırmak, bilgi sahibi olmak gibisi yoktur kanımca. Çünkü bilgi güçtür ve güçlü olan kazanır. Toplumumuzda düşünmeyi beyinle değil, kulakla yapıyoruz. Araştırmadan, farklı kaynakları taramadan duyduğumuzu olduğu gibi kabul ediyor, hatta kanıksıyoruz. Üstelik bu “kuru düşünceyi” tamamen gerçekmiş ve doğruymuş gibi de –araştırmadığımız halde- etrafımıza yaymaya çalışıyoruz. Yorumlayamayan, çözümleyemeyen, sentez yapamayan, doğruyu-yanlışı bilmeden karar verebilen, eleştiri yeteneğinden yoksun bir toplumdan daha tehlikeli ne olabilir?
Amerika’da düzenli kitap okuyanların oranı %12 imiş. Ben de bu yaz New York’ta katıldığım yaz kampında yaşları 5 ile 17 arasında değişen çocukların, oyunlardan sonra 10’ar dakikalık aralarda bile, kitap okuduklarına şahit oldum. Şehir merkezinden yaklaşık 20–25 km uzakta bile, birkaç günde bir yeni kitap sipariş etmeleri de beni şaşırtmıştı. Bizdeki durum bu olaydan ne kadar farklı değil mi?
Kitap okumanın; yorumlamayı, düşünmeyi ve eleştiri yapmayı geliştirme gibi faydalarının yanında, saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok faydasının olduğunu biliyoruz.
Anne-babalar, öğretmenler, ağabeyler, ablalar, “büyükler” olarak bize düşen görev açıktır: Bol bol okuyalım, okutalım! Kitap okumamak için türlü bahanelere başvurmaktan kaçınalım. Kitap okumanın gerekliliğini kavrayıp, gereken hassasiyeti gösterelim. Okuyan bireyler olalım. Okuyan bireyler olarak, topluma daha faydalı hâle gelelim. Unutmayalım ki: Sağlıklı nesiller kitap okumayla yetişir!

Deneme yazısı

3 Temmuz 2012 Salı

Okumak Caillou

Caillou Kitap Okuyor...


Kitap Okumaya Başlamak

Bir kardeşimiz kitap okumaya nasıl başlayabilirsiniz diyerek güzel bir çekim yapmış izleyelim......


Kitap Okumanın Güzelliği

Okumak En Güzel Erdemdir


Kitap Okumak Ödüldür Ceza Değil


Okumak Ve Anlamak

Kitap okuma alışkanlığı, insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak süregelmiştir. Tarihte büyük işler yapmış, milletlere yön vermiş kişilerin çok kitap okuduklarını ve büyüklüklerini bir yerde kitap okumaya borçlu olduklarını görüyoruz.
Kitap bilginin ve tecrübenin toplandığı, insanların gelişmelerinin ve yeniliklerinin biriktirildiği bir kilitsiz kumbaradır. Bu kumbaradan istifade etmemiz için açıp içindeki bilgileri kullanmamız gerekmektedir.
Tarihte büyük işler başarmış insanlar işte bu kumbaradan çok iyi istifade etmiş. İçindeki bilgileri çok iyi kullanmış ve geliştirmişlerdir.
Medeniyetlerin kurulmasında ve büyümesinde en önemli şey bilgidir, kitaptır. Yani kitaba verilen değerdir. Bir ülkenin insanları ne kadar çok kitap okuyorsa medeniyete katkıları ve gelişmişlik düzeyleri de ona göredir. 
Osmanlının büyümesinde Osman bey ne kadar önemli ise Edebali’de o kadar önemlidir.
Selçuklunun kurulmasında Alparslan ne kadar önemli ise Nizamül Mülk de o kadar önemlidir.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi sadece bir gencin macerası sonucu olmamıştır. O aynı zamanda sabahlara kadar kitap okuyor ve gündüzleri de bir o kadar kitap okuyordu.
Yavuz Sultan Selim’i yavuz yapan sadece cesareti değil, onun kitaplarla olan diyalogunun da çok iyi olmasında aranmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk siyasi ve askeri dehasını harp meydanlarında dahi kitap okuyacak kadar kitap sevgisine borçludur. Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devleti kurmak ve dünya devletlerinin gözü önünde böylesine büyük savaşları vererek kazanmak çokta kolay bir şey değildir.
Almanya gibi Japonya gibi devletlerin ikinci dünya savaşında yerle bir olduğunu ancak günümüzde ekonomik ve sosyal yönden bizden daha iyi durumda olmasının açıklanabilir bir tek özellikleri vardır. O da çok iyi bir kitap okuru olmalarıdır. Japonya’da ayakta kitap okumanın bile bir adı vardır ve bu sözlüğe geçmiştir. “taşiyomi” diye.
40 ülke arasında yapılan bir araştırmada ülke insanların günlük okuma oranlarını araştırmışlar. Sonuç bizim açımızdan çok kötüdür. Araştırmaya göre Almanya 24 dakika ile birinci gelirken aynı sıralamada Türkiye’deki oranın 12 saniye olduğu görülmüştür. Hatta Almanya’da kişi başı günlük okuma süresi 18 dakikaya düştüğünde Alman Devleti okuma seferberliği ilan etmiştir.
Adını duyduğumuz, hayran hayran biyografilerini okuduğumuz ilim adamlarının da çok okuyan insanların kitaplardan örülü dünyalarını görüyoruz. 
Yemek davetini dahi kitap okumama engel olur diye kabul etmek istemeyen, ancak yemek sofrasının kenarına rahle konulması ve kitap okumasına karışılmaması durumunda gelebileceğini ifade eden ilim adamlarının kitaba olan bağlılığını okuduğumuzda bizim ne kadar az okuduğumuzu ve kitaptan ne kadar ayrı yaşayan bir millet olduğumuzu görünce insanın üzülmemesi elde değil.
Gerçek şudur ki, millet olarak gerçekten bir şeyler yapmak ve devletimizi daha ileriye götürmek, birey olarak daha iyi bir ortamda yaşamak istiyorsak kitaplarla dostluğumuzu geliştirerek sımsıkı bir bağ kurmamız gerekmektedir.


Alıntı

30 Haziran 2012 Cumartesi

Kitap Okumanın Kazandırdıkları

Kitap Okuma Bize Ne Kazandırır ?

1-Yetkin kitaplar, sessiz öğretmenlerdir. Kitap okuma, bir ilaçtır.
2-Kitap okuma, hayatı sevdirir. İnsana yaşama sevinci
verir.
3-Seçkin kitap okuma, düşünceleri olgunlaştırır.
Joineriana:”Kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır.”der. Nitelikli kitap okuma; düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.
4-Kitap okuma, stresi azaltır.
5-Kitap okuma, zihni açar, beyni hantallıktan kurtarır.
6-Kitap okuma; doğayı, toplumu anlama ve yorumlama yeteneği sağlar.
7-Kitap okuma, bizi pek çok yönden yetkinleştirir.
8-Kitap okuyanın güvenilir bir çevresi oluşur.
9-Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir.
10-Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir.
11-Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar. Hayal gücümüzü geliştirir
12-Meslek hayatımızdaki başarı düzeyimizi yükseltir.
13-Dünyaya bakış açımızı değiştirir. Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.
14-0kul hayatındaki başarıları pekiştirir.
15-Okumak, haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar.





OKUYAN İNSAN DAHA BİLGİLİ VE ELBETTE DAHA BAŞARILI OLUR
    Bilgi ve bilişim çağında yaşıyoruz. Başarının en önemli kaynağı bilgidir.Bacon: ‘Bilgi, güçtür.’ der. Başarılı yazarlar, ömürlerinin yarısını okuyarak geçirmişlerdir. Hayatta başarılı ve mutlu olmak için okuma alışkanlığı edinmemiz gerekir. Kahvelerde, meyhanelerde vakit öldüren insanların çoğu, okuma alışkanlığı edinememiş kimselerdir.
    Voltaire: ‘Okuma, ruhu yüceltir.’ demiş. “Güneş dünyayı, kitap insanları aydınlatır. Çocukları kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır.”
    Dilimiz, edebiyat üstatlarının eserlerini okumakla zenginleşir. Büyük yazarların eserlerini mutlaka okumalıyız. Bu sayede hem düşüncelerimiz gelişir, hem de ifade yeteneğimiz güzelleşir.
    Okumayan insan, zihnini çalıştırmıyor, fikir jimnastiği yapmıyor demektir. Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz.  

    Okuduğumuz metin, bize yazarın düşüncelerini söyler; biz de o fikirleri zihnimizde tartarız, kabul veya reddederiz ki böylece biz de düşünmeye başlarız.
     Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir ve kelime hazinemizi genişletir. Okuma sayesinde konuşma yeteneğimiz gelişir, düzgün ve güzel konuşur, güzel yazar hale geliriz.
    Okuma gaye değil, araçtır. Okumanın sonunda insan bilgi edinmeli, faydalı şeyler öğrenmelidir. Okuduğumuz metin tarih ise günümüze ışık tutmalıdır; ahlak kitabı okuyorsak davranışlarımız düzelmelidir. Okuduğumuz bilgilerden faydalanmalıyız ve onları hayata uygulamalıyız; aksi halde, marangozluk kitabı okuduğu halde hiçbir şey yapamayan adama benzeriz.
    Goethe: “Okumayı öğrenme, sanatların en gücüdür.” der. Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek çok zordur. Hele televizyonların insanı haber, film, şov bombardımanına tuttuğu, bilişim çağının en büyük zaman hırsızı internetin  çok yaygınlaştığı günümüzde okuyabilmek, sanatların en zorudur, fakat en güzelidir. 

TV seyreden, bilgisayar başında vakit öldüren insan pasiftir; resimler, yazılar süratle gözünün önünden geçer ve düşünmek için vakit bulamaz. Kitap öyle değildir; istediğiniz yerde okumayı bırakıp okuduklarınız üzerine düşünebilirsiniz.
    Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar.
    Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi yetişmiş olacaktır. Okuma sayesinde kendisini yetiştirmiş bireylerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın, sınav başarısında yadsınmaz bir katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını iyi değerlendirebilen öğrenciler, diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olmaktadırlar.
    Kitap okumanın zihinsel gelişmeye katkısı,  anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek, 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir.Anneler, yüksek sesle kitap okurken, çocuklar, onları dinler. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri, diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma, çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.Tüm bu nedenlerle, çocuklarımıza mutlaka okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bunun için uygulanabilir öneriler şunlardır:
    •En iyi okuma,  önek olmaktır:Çocuğumuz, bizi ve diğer aile bireylerini, kitap okurken mutlaka görmelidir.
    •Evimizde güzel kitaplar üzerine sohbetler eksik olmamalıdır.
     •Çocuklarımıza, her fırsatta, seviyelerine uygun kitaplar hediye etmeye çalışmalıyız.
     •Çocuklarımızın evde mutlaka bir kitaplığı olmalıdır. Çocuklarımızı, kitap seçimi ve kütüphane oluşturma konusunda yönlendirmeliyiz.
    •Çocuklarımızı, olanaklar ölçüsünde kitap fuarlarına, yazarların imza günlerine götürmeliyiz. Çocuklarımızın yazarlarla konuşmasına, iletişim kurmasına olanak tanımalıyız.

    •Yazmak, okumayı destekleyici bir etkinliktir. Onun için, çocuklarımızı, yazma etkinliklerine yöneltelim. Çocuklarımızın; anı defteri, kitap tanıtım defteri, şiir defteri...tutmalarını özendirelim.
    •Çocuklarımızın internette, televizyonlarda kitap üzerine üretilen güzel düşünceleri, eğitici programları izlemelerine fırsat verelim.
    *Çocuklarımızı, arada sırada kütüphaneye götürmeyi; onların, kitaplar dünyasından yararlanmalarını ihmal etmeyelim. Şu özdeyişleri  asla unutmayalım:”Kitapsız yetişen çocuk, susuz büyüyen ağaca benzer.”Kitapsız hayat, kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır.”

Kitap Okuma Yolları

Muğla'dan kitapseverler adına sevindirici, toplumsal bilinç adına umut verici çok güzel bir fotoğraf...
Kitap okumayı teşvik edici böyle gönüllülük hareketleri, eğitim ve kültür adına gerçekten çok iyi...

Teşekkür ediyoruz..!

17 Haziran 2012 Pazar

Okumak Denilince....



* Kitaplarım, bana yetecek kadar büyük bir krallıktır.
(Shakespeare)
* Yabani uluslar dışında her ülke kitaplar tarafından yönetilir.
(Voltaire)
* İyi seçilmiş kitapları okumak, geçmiş yüzyılların seçkin zekâlarıyla önceden düzenlenmiş bir konuşmaya katılmak gibidir.
(Descartes)
* Elime biraz para geçerse kitap alırım. Eğer birkaç kuruş artarsa onunla da yiyecek ve giyecek alırım.
(Emerson)
* Okuma hevesimi dünyanın bütün hazinelerine değişmem.
(Gibbon)
* Dünyada en gerçek ve en sadık dostumuz kitaptır.
(Prof.Süheyl Ünver)
* Mümkün olsaydı, her karış toprağa, buğday eker gibi kitap ekerdim.
(Horace Mann)
* Okumak, kurtulma, özgür olma gücü kazandırır. Okumayanlar, dar çevrelerinin kısır düşünceleri, gelenek ve göreneklerin yetersizlikleri içinde kapalıdır. Okumayı sevenler, yerlerde sürünmezler, bir kanat vuruşuyla evrensel düşüncelerin mutlu iklimine yükselirler. İnsanlığın en yüce kişilerinden meydana gelmiş bir toplum içinde yaşarlar.
(Payot)
* Kitap, dersini her zaman tekrarlayan hazır bir öğretmendir.
( M.Proust)


* Uygarlık yapısının temeli kitaptır.
* Kitapsız büyüyen çocuk, susuz ağaca benzer.
* Kitaplar hiç aldatmayan dostlardır.
* Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla belli olur.
* Kitap aklın ilacıdır.
* Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.
* Beden eğitimi vücut için ne ise, okumak da beyin için odur.
* Kitap sevgisi, sevgilerin en güzelidir.
* Hiçbir şey, iyi bir kitap kadar keyif vermez, heyecanlandırmaz, ilham vermez, teşvik etmez, eğitmez, büyülemez veya eğlendirmez.

* Kitaplar da dostlar gibi iyi seçilmelidir.
* Kitap akıl öğreten bir dosttur.
* Okumanın yaşı olmaz.
* Kitaplar bilgi hazineleridir.
* Kitaplar ebedi kalan dostlardır.
* Hiç bir gemi, bizi bir kitap kadar uzaklara götüremez.
* Hiçbir eğlence okumak kadar ucuz, hiçbir zevk de okumak kadar kalıcı olamaz.
* Kitap, imbikten süzülmüş hayattır.
* Kitap, hiç aldatmayan bir arkadaştır.
* Bilgin unutmuş, kitap unutmamış.
* En eski kitaplar bile, onları okumamış kişiler için yenidir.
* Kitabı dolaba değil, kafana koy.
* Bir insanın değeri, kitaplarına eşittir.

Alıntı

12 Haziran 2012 Salı

Sessiz Kitap Okuma Eylemi



Sakarya’da Özel ENKA Okulları bu yıl 4. Kez düzenlenen Sessiz Okuma Eylemi’ni Kentpark’ta gerçekleştirdi.

 


Altıyüzden fazla kitabın okuyuculara dağıtıldığı eylemde, birçok ülke ve şehir gezmiş kitap okumayla ilgili fotoğraf sergisi de büyük ilgi gördü. Güzel havayı da fırsat bilerek Kentpark’a akın eden vatandaşlar, eyleme büyük ilgi gösterdi.

Adapazarı Özel ENKA Okulları etkinlik ile ilgili yaptıkları açıklamada, "Yapılan araştırmalar gösteriyor ki kitap Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada. Bir başka önemli araştırma sonucuna göre Japonya’da toplumun yüzde 14’ü, ABD’de yüzde 12’si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, bizim ülkemizde sadece on binde bir kişi kitap okuyor. Bu eylemdeki amacımız, olanak bulduğumuz her noktada; parkta, otobüste, trende, kafede alışkanlık haline getirdiğimiz bu davranışı sergileyerek okumanın mekanının olmadığı algısını oluşturulmasına katkıda bulunmaktır. Eylemimiz, bundan önceki yıllarda şehrin gözde alışveriş merkezleri ve parklarında can bulmuş, halkımızın dikkatini çekmeyi başarmıştı. Bu yılda Kentpark’ta, okulumuz öğrencileri, öğrenci velileri, öğretmenleri, Milli Eğitime bağlı Adapazarı genelinde eğitim veren okulların öğrencileri, öğretmenleri ve öğrenci velileri, Sakarya Üniversitesi öğrencileri, Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki meslek kursları kursiyerleri, Toplum Gönüllüleri Vakfı gönüllüleri ve o gün Kentpark’ta bulunan tüm Sakarya halkının katılımıyla gerçekleştirildi.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın çaldığı keyifli müzik eşliğinde sadece sessiz okuma yaparak gerçekleştirdiğimiz Sessiz Okuma Eylemi’ne, destek veren, oluşturulmak istenen toplumsal bilince katkıda bulunan herkese teşekkür ederiz" sözlerine yer verildi.

Eyleme destek veren Sakarya İl Halk Kütüphanesi müdürü Recep Özçayır ise, "Halkın kütüphaneye ve kitaba ilgisini çekmek istiyoruz, onun için Sessiz Okuma Eylemi’ne destek oluyoruz ve burada isteyenleri kütüphanemize üye yapıyoruz. Ücretsiz şekilde üye olanlar, kütüphaneye gelip mesai saatleri içerisinde ücretsiz kitap okuyabiliyor, beş kitaba kadar ücretsiz olarak on beş günlüğüne alabiliyorlar. Sessiz Okuma Eylemi’nden memnunuz, bu tip girişimler daima desteklenmeli ve biz de destek oluyoruz" diye konuştu.

http://www.beyazgazete.com

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Ne Okuyalım ?

Bundan sonraki yazılarımızın arasında, tavsiye niteliğinde kitap tanıtımları yapacağız.Sizlerde tavsiye etmek istediğiniz kitapları bizimle paylaşır iseniz, memnuniyetle buradan yayınlamak isteriz.






 


Kitap okuma alışkanlığının nasıl kazanılacağına yardımcı bir eser.





 Neden Okumuyorsun?
 
J. Paul Sartre Okumadan geçen bir gün, yitirilmiş bir gündür der. Yitirilmiş ne kadar fazla günümüz var. Öyle değil mi? Ama geçmişe yanmak, ağıtlar yakmak çözüm değildir. Geçmişin hasretiyle vakit geçirmek, peşinden yine hasret getirir. Zararın neresinden dönülürse kardır. Düşüncesiyle hemen harekete geçelim, küstürdüğümüz kitaplarla barışalım.
Kitapla geçen ömür berektlidir. Hem çok güzel, hem de çok renklidir. Milletlere tek bir kişinin yön verdiği, tarihte çok görülmüştür. Belki siz, evet siz ey bu satırları okuyun! Belki de sen okuduğun bir kitapla, belki de bu kitapla değişecek ve dünyayı değiştereceksin

 Yazar :Mehmet İmrak  




.kitapyurdu.com