okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2012 Salı

Okumak Caillou

Caillou Kitap Okuyor...


12 Haziran 2012 Salı

Okuma Kampanyaları

 Ana Kız Okuldayız

Ağrı’nın Patnos ilçesinde "Ana Kız Okuldayız" kampanyası kapsamında açılan kursa katılan 65 yaşındaki Marifet Yaşar, okuma-yazma öğreniyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde sürdürülen kampanya çerçevesinde ilçede açılan kursa yaklaşık 90 kişi katıldı. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve Sütlüpınar İlköğretim Okulu bünyesinde açılan kursa yaşları 45-65 arasında değişen 90 bayan 1. kademe ders alarak okuma yazmaya geçti. Çocukluğunda ve gençliğinde çeşitli nedenlerle okula gidemediğini, bu nedenle telefon numaralarını bile çeviremediğini ve bunun ezikliğini yaşadığını ifade eden Marifet Yaşar, "Kurs için öğretmenler geldi, davet ettiler katıldım. Okuma yazmayı öğrenmek istiyorum" dedi

İlerlemiş yaşına rağmen okuma-yazma öğrenen 8 çocuk annesi Marifet Yaşar, okumanın yaşının olmadığını söyledi. Yaşar, “Artık elime her geçen şeyi okuyorum. Eskisi gibi sadece resimlerine bakmıyorum. Önceden okuma-yazma bilmediğim için sadece resimlere bakarak kendi kendime yorum yapıyordum. Şimdi ise yazılan yazıları da okuyorum. Bu kursu açan ve bizlere okuma yazmayı öğreten hocalarıma teşekkür ederek hepsinden Allah razı olsun diyorum” şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sütlüpınar İlköğretim Okulu Müdürü Atilla Bilgiç ise, kursu açtıkları zaman bu kadar talep olacağını hiç tahmin etmediklerini belirterek, “Gönüllü öğretmenlerimiz mahallemizdeki evleri tek tek dolaşarak okuma-yazma kursunun başladığını ve okuma-yazma bilmeyenleri bu kursa dahil etmek istediler. Yoğun bir çaba harcayarak mahallemizde yaklaşık 90 bayanı bu kursa kazandırdılar. Bugün bizim için en güzel gün. Yaklaşık 3 aylık bir maratonun sonlarına yaklaşmış bulunmaktayız. Okuma-yazma bilmeyen yaklaşık 90 kişiye okuma-yazma öğrettik ve kursiyerlerimizin hepsi de hafta sonları okula gelip gidiyorlar. Okuma-yazma kursuna büyük bir özveri harcayan öğretmenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ederim” dedi.
Müdür Bilgiç, 1. kademe okuma-yazma belgesini alan yaklaşık 90 kişinin eylül ayında yine açılacak olan 2. kademe okuma-yazma kursuna kaydoldukları, bu durum karşısında da çok mutlu olduklarını sözlerine ekledi.

 http://www.haberfx.net

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Okumanın Önemi Nedir ?

Kitap Okumanın Önemi
Kitap Okumanın Önemi Nedir?
Kitap okumak niçin önemlidir?




Okumak insanın kişisel gelişimini sağlayan önemli etkenlerden biridir. İnsanın düşünce yapısını, hayal dünyasını geliştirir; sözcük dağarcığını arttırır, insana bilgi ve birikim kazandırır.

Kitaplar sayesinde bazen uçan bir halıya biner, bilmediğimiz diyarlara yolculuk ederiz; yeni arkadaşlıklar kurar, bazen hüzünlerimizi bazen neşemizi bu yeni arkadaşlarla paylaşır, hiç tanımadığımız evlere misafir oluruz. Tarihin sayfalarında koşar adım dolaşır; destanlara, trajedilere tanıklık ederiz. Geçmişin elem verici olaylarını değiştirmeye gücümüz yetmese de geleceğimizi kitaplardan edindiğimiz tecrübelerle inşa ederiz.

Bunların hepsini yapmak kitaplarla, okumayla olur. Ancak Türk milleti olarak nedense okumuyoruz. Yapılan araştırmalar bu gerçeği çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, bir İsveçli yılda 10 kitap okuyor, bir Fransız yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor.

Peki, niçin az okuyoruz?
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 yılında yaptırdığı bir ankete göre insanımızın okumama sebepleri oran olarak şöyledir:
1-Kitap okuma alışkanlığının olmaması: % 50,2
2-Yeterince zaman bulunamaması: % 16,6
3-Boş zamanlarında yoğun olması: % 10,6
4-Tv, video ve sinemanın tercih edilmesi: % 10,5
5-Kitap fiyatlarının yüksek olması: % 4,6
6-Dersleri sebebiyle okuyamama: % 3,4
7-Diğer sebepler: % 1,9
8-Cevap yok: % 2,27 7

Hâlbuki bilgi çağı içerisindeyken, eğer Türk toplumu dünya üzerinde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. Ancak bunları gerçekleştirdiği zaman gelişecek, çağdaşlaşacak ve yeryüzünde tekrar ecdadına lâyık olduğu yeri alacaktır.


http://www.forumdas.net (alıntı)

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Okumanın Faydaları


Çocukların kitap okumadığını ve bununla ilgili her yerde sitem edildiğini görüyoruz. Veliler okula gider öğretmene şikayet eder, öğretmen veliye şikâyet eder: "Çocuğum kitap okumuyor." ya da "Çocuğunuz kitap okumuyor." Karşılıklı önerilerde ve yapılan uygulamalardan bahsedilir ama hiçbir zaman hatayı ne öğretmen ne de ebeveynler kendinde bulmak istemezler. Yeter ki çocukları okusun bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını sık sık belirtirler. Her zaman her türlü kitabı almaya da hazır olurlar. Sıkça da bu gibi sorunlarla karşılaşılır.

Çocuğunuza kitabı anlatmanız, onları kitaplarla tanıştırmanız, kitabın eğlenceli olduğunu gösterebilmeniz ve doğru kitapları seçmelerini sağlayabilecek eğitimi vermeniz için neler yapılacağını öğrenmeye çalışmalısınız. Bilgisayar, televizyon, VCD, DVD, Playstation hatta cep telefonu dünyasına sıkışmış çocuğunuzu oradan çıkarıp, kitaplarla hayal güçlerini güçlendirmesi, kendi dünyasını keşfedip, kendi duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi için çocuğunuzu kitapların büyülü ve engin sularına atmanız gerekir ki bu da çok kolay bir şey değildir. Çocuğunuzdaki bu gelişimleri sağlayabilmek için birçok şeyi bilmeniz ve uygulamanız gerekiyor.

Eğitim anne karnında başlar

Birçoğunuz çocuğunuz doğmadan önce, cinsiyeti belli olur olmaz hazırlıklara başladınız. Yatacağı yer, kıyafetleri, mobilyası gibi bebeğin öncelikli ihtiyaçlarını ayarladınız. Belki bazılarınız da, doğmadan önce bebek ve bebekle ilgili kitapları alıp okudu. Hamilelikte yapılan yürüyüşün, konuşmanın, yoganın, dinlenen terapi müziklerinin, anne karnındaki bebeğin daha sağlıklı olmasını sağladığını biliyoruz. Hamileyken yapılan bu tür aktivitelerin, çocuğunuzun gelişimi açısından olumlu etkileri olduğuna göre, daha bilinçli çocuklar yetiştirebilmek adına, hem kendiniz hem de çocuğunuz için kitap okumanız gerekiyor. Nitekim anne karnında, annenin bebeğe okuyacağı kitapların olumlu etkilerinin olduğu da kuşkusuz.

Genelde anneler çocuklarını severken, ilerliye yönelik hedeflerinden söz ederler. Oğlum ya da kızım büyüyünce doktor, öğretmen veya asker olacak gibi olumlu telkinler verirler. Severken veya uyuturken çok güzel ninniler söylerler. Belki çoğumuzun hala unutamadığı, anneanne ya da annemizin bize söylediği ninniler hala kulağımızda çınlıyor. Çocuklara söylenen bu ninniler ve masallar direkt olarak bilinçaltına yerleşiyor. Dolayısıyla, ilk öğrenme ninni ve masallarla başlıyor.

Yaşına uygun kitabı nasıl seçmelisiniz?

Çocuğunuza kitap alırken, yaşı kadar algılama düzeyini de göz önünde bulundurmalı, gelişim dönemine uygun dil ve içeriği olan kitapları tercih etmelisiniz. Ayrıca onu korkutan, yönlendiren, sindiren, bir düşünceyi benimsetmeye çalışan, içeriği olmayan kitaplar seçmemeye de dikkat etmeniz gerekir. Kitap, çocuğunuzun kendini geliştirmesine katkıda bulunmalı, kendisiyle birlikte yaşadığı toplumun değer yargılarını, özelliklerini öğrenmesine olanak sağlamalıdır. Kitap, çocuklara öğüt verme kaygısı taşıyarak, her cümlede ya da sonuçta öğüt verici, çocuğu sınırlayıcı olmamalıdır. Son olarak seçeceğiniz kitabın, gerçeklere dayanan, bilimsel amaçlardan sapmayan, aynı zamanda çocuğunuzun ilgisini çekecek şekilde kurgulanmış olması gerekir.

“Polyanna” ve “Kırmızı Başlıklı Kız”

Çok iyi bilinen bazı kitaplar, masallar çocuklara olumsuz mesajlar vererek, onların kişiliklerini etkileyebiliyor. Örneğin “Kırmızı Başlıklı Kız” masalını bilmeyeniniz yoktur herhalde. Belki de bu masalı mutlaka çocuğunuza da anlattınız. Oysa bu masal, bir yandan çocukları en çok korkutan hikayelerin başında gelirken, diğer yandan da “Ne olursa olsun anne sözü dinlenmeli, dinlenmediği zaman da başınıza çok kötü şeyler geleceği bilinmeli.” mesajı veriyor. Bu ve benzeri mesajlar, çocuğunuza kendi varlıklarını göstermek yerine, bağımlı olmayı aşılar. Yine çok tanınmış bir çocuk romanı olan “Polyanna”, çocuğunuz tarafından özdeşim kurulabilecek bir kahraman değildir. Her olumsuzluğun olumlu yanını bulan ve hep başkaları için çırpınan bir çocuk kahraman, çocuğunuz için pek de olumlu bir mesaj taşımamaktadır. Aşırı acıklı, zavallı, devamlı ezilen ve horlanan çocuk kahramanlı kitaplar, olumlu özdeşim modelleri olmadığı gibi, çocuğunuzda gelişimsel sorunlara yol açabilirler. Çocuğunuzu umutsuzluğa, çaresizliğe alıştıran kitaplar zararlı bile olabilir. Seçeceğiniz kitabın yaşına uygun, sayfa sayısının az ve konusunun sıkıcı olmaması gerekiyor.

Çocuğunuzun kişilik gelişimine katkıda bulunacak ve kendisi ile özdeşleştirebilecek kitapların içeriklerine, sizin kadar eğitimcilerin de dikkat etmesi gerekir. Öğretmen, her öğrencinin kişilik özelliğini dikkate alarak, geliştirmek istediği yönde çocuğun kitabın kahramanı ile özdeşim kurabilmesini sağlamalıdır. Hikâyelerin ve bazen kitapların iyileştirici özelliğinin de olduğunu bilmeliyiz. Örneğin, kendine güveni, hoşgörüsü ve sabrı olmayan, başarı, motivasyon gibi özelliklerden yoksun olan öğrencilere, uzman veya öğretmenleri tarafından uygun kitaplar önerildiğinde ve okutulduğunda, çocuklarda müthiş değişimler görülmüştür. Bunun için önerilen kitapların, öncellikle öğretmenler tarafından da değerlendirilmesi gerekir.

Bebeklik dönemi (0–3 yaş )

• Çocuğunuzun ilk dönemlerinde, onu kucağınıza alarak kitaba dokunmasını sağlayabilirsiniz. Basit ve açık bir şekilde resimleri kendisine göstermek ve konuşarak kelime dağarcığını zenginleştirebilirsiniz. Dil gelişimi açısından olumlu katkı sağlayacaktır.

• Kitabın kaliteli olmasına dikkat etmelisiniz. Ağzına alır, yere çarpar veya atabilir. Bu nedenle kitabın sayfaları hemen dağılmayacak ve kimyevi madde içermeyecek şekilde olmalıdır.

• Bu yaşlarda kitap, çocuğunuz için bir oyuncaktan farksızdır. Yani bakarak ve dokunarak eğlendiği için dış dünyayı tanıdığı bir nesne olarak görür. Bu nedenle resimler yakın çevresinden bildik nesneleri kapsayacak şekilde olmalıdır.

• Bol resimli-az yazılı ilk dönem kitaplarını soru-cevaplarla okumanız gerekir. Zira bunlar öykü kitabından çok, keşif kitabı niteliğindedir. Resimlerden yola çıkılarak bir hikaye kısa ve öz anlatılır. Sizin de bu tip kitapları okurken, ses tonunuzu ve bedeninizi kullanmanız iyi olur fakat soru-cevap seanslarını zekâ testine dönüştürmek gibi bir yanlışa düşmemenizi tavsiye ederiz.

• Ara sıra çocuğunuzun oyuncaklarını da bu dramatizasyona ekleyin.

Okul öncesi dönem (4–6 yaş)

Büyük puntolu bol resimli ve boyanacak kısımları olan kitaplar daha çok ilgilerini çeker.

• “Daha küçük, anlamaz” gibi bir yanılgıya düşmeyin. Çocuklar kaliteli kitaptan anlar! Çocuğunuzu, kendisini “çocuk kitabı” olarak tanımlayan her kitapla muhatap etmeyin. Ona sadece edebi ve estetik değeri olan kitaplar okuyun. Bozuk metinler, düşük kurgular, kötü resimlerle dolu kitaplar sıkıcı olur!

• Resim-metin bütünselliği olan kitapları seçin. Bu yaş kitaplarında resmin metin için önemli bir tamamlayıcı olduğunu ve bu ayrılmaz ikilinin oluşturduğu gücü göz ardı etmeyin.

• Seçim yaparken kriterleriniz “eğlendirmek” ve “deneyimlemek” olsun. Yanılıp, seçim kriterinizi “öğretmek” sanmayın!

Okul ve okuma dönemi (7–10 yaş)

Duygularını ve düşüncelerini açıkça ifade edebilir. Daha çok La Fontaine’in kitapları gibi hayvanlarla ilgili olan masallar hoşlarına gider.

• Kaliteli kitap sunmanın önemi, çocuk kendisi okumaya başlayınca daha da artar. Çünkü artık o bir fatihtir ve fethettiği diyarlar eğlenceli ve heyecan dolu olmalıdır ki yeni fetihlere karşı açlığı devam etsin.

• Çocuğunuz “Sıkıcı” diyorsa, ona inanın ve asla o kitabı okuması için ısrar etmeyin.

• Çocuğunuza kitap okumaya devam edin. Okumayı öğrenmesi, sizinle yaşadığı keyifli kitap okuma seanslarından yoksun kalmasına sebep olan bir düşmana dönüşmesin.

• Ceza olarak okuma vermeyin. “Çabuk odana git ve kitabını bitirene kadar oradan çıkma!” gibi cümleler evinizden uzak olsun.

Ergenlik dönemi (11–14 yaş)

Türk ve dünya klasiklerini okuyabilir. Daha çok ön ergenliğe bağlı olarak komik, esprili, cinsel içerikli kitaplar ilgilerini çeker. Aynı zamanda, macera, serüven dolu kitaplar da okurlar. Dünyayı kasıp kavuran Harry Potter kitap dizisi gibi örnekler olabilir.

• Sizden farklı düşünmeye başlar ve sizin tercih ettiğiniz kitapları okumak bile istemeyecektir. Sizinle aynı kitapları beğenmesini beklemeyin.

• Listenizi okumasını beklemeyin. Sizin ısrarla okumasını istediğiniz bir kitabı, belki o hiçbir gün okumayacak ya da sizin okumasını istemediğiniz bir kitabı üç kez okuyacaktır. Çocuğunuza hangi kitabın, hangi pencereyi açacağını bilemezsiniz. Onun içgüdülerine güvenin.

Dikkat etmeniz gereken hususlar

• Çocuğunuzu kitap okumaya özendirmek ve zevkli hale getirmek için öncellikle sizin eşinizle beraber çok iyi birer model olmanız gerekir. Evde televizyondan, internetten uzak sessiz bir ortamda, hep birlikte karar alınan saatte kitap okuyabilirsiniz, ancak bu zamanı alışkanlık haline dönüştürmelisiniz.

• Ailede okunan kitap, her birey tarafından diğer fertlerle paylaşılmalıdır. Böylelikle çocuğunuz dinlemeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenir.

• Çocuğunuzu kitapçılara ve kitap fuarlarına götürüp, gezdirmelisiniz. Okuyacağı kitapları seçerken, tercih hakkını ona tanımalısınız.

• Okullarda kitaplıklar oluşmasını sağlamalısınız. Kitaplar öğrencilerin görebileceği yerde olmalıdır ve kilitli dolaplarda saklanmamalıdır. Ayrıca, okunan kitaplar sınıfta öğrencilere anlattırılmalıdır.

• Evde de kitaplar görünmeyecek yerde saklanmamalı, vitrinde aksesuar olarak kalmamalıdır.

• Örneğin, okuduğu kitaptaki kahramanların özelliklerini anlatmasını ve kendisini daha çok hangi karaktere yakın bulduğunu belirtmesini sağlayabilirsiniz. Yeni müfredat programında da benzer uygulamalar var. Siz de bunları evde uygulayabilir, çocuğunuz için okuma işlemini daha zevkli hale getirebilirsiniz.

• Her yerde ve her zaman çocuğunuzla birlikte kitap okumalı, bunu su ve yemek gibi temel bir ihtiyaç haline getirmelisiniz. Kitap okumayı bir hobi olarak değerlendirmemeli, onu yaşamsal bir sorumluluk olarak görebilmeyi başarmalıdır.

Uzman Psikolog Hülya Topal

http://www.xn--inirah-xjb.com/index.php?topic=1128.0 den alıntıdır

27 Mayıs 2012 Pazar

Okumanın Yararları

Okumanın yararlarını incelemek üzere kaleme aldığımız bu makalemizi sizlerle paylaşmak istedik.

Okumak insanın hayat tarzının değişmesinde,hayata bakış açısının yönlenmesinde,şahsi ve sosyal yaşamındaki ilşkilerinin daha da bir rantabl hale gelmesinde,hayal,mana,ruh dünyasının inkişafında çok etkileri,ehemmiyetli faydaları olan bir eylem ve faaliyettir.
 Okumanın yararları denilince ilk akla gelen insanın ilminin,marifetinin artamaya başlamsı oluyor.Çünkü insanoğlu okuyarak yeni bilgilerle tanışıyor,kelime haznesine değişik kelimeleri ilave ediyor ve bu vesileyle düşünce ufku genişleyerek  bakış zaviyesi değer kazanıyor.
Yine okuma sayesinde kitap vasıtası ile kendi çevresinde ulaşamadığı veya ulaşması zor olan kesimlerle irtibat kurduğunu söylemek mümkün.Zira her  kitap ayrı bir alem diyebiliriz.Bunu söylerken ayrıma gitmeden söyledim. Eğitim,edebiyat,fen-teknoloji,dini,hukuki,popüler her nasıl olursa olsun her bir kitap ayrı buudlara insanı davet eder.Bu davete icab eden insan da oradan alacaklarını aldığı takdirde kendi aleminden ayrı alemlerin içine girer.




"Denize atılan bir şişe her kitap.asırlar,kumsalda oynayan birer çocuk.İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar,belki açmazlar" ne güzel söylemiş merhum Cemil Meriç.
"Her kitap,tılsımlı bir saray.Kapıları ilk gelene açılmaz". O yüzden açmak için bu tılsımı okumaya devam etmeli insan.
"Yazar düşüncesini yardım olsun diye sunmaz.Bir mükafattır bu.Layık mısınız,değil misiniz? Anlamak ister.Tabiat da öyle değil mi? Altın neden toprağın derinliklerinde ?Okurken araştırmaya çıkacağınız maden: yazarın düşüncesi veya niyeti.Araçlarımız: zeka ve bilgi.Kayayı kıracak,madeni eriteceksiniz.Önce kelimeyi fethedeceksiniz,sonra heceleri,harfleri." Kitapları böyle okuyabilirsek onlardan alacağımızı tam manası ile almak mümkün.
Okumak denilince okuma terbiyesinden de bahsetmek gerekiyor;
"Kendini yığın haline getiren bir millet payidar olamaz.tek kaygısı PARA olan bir yığın yaşayamaz.Düşünceyi küçümsüyoruz.Kitaba harcadığımız parayı,atlar-arabalar için harcadığımızı kıyaslarsak,yerin dibine girmemiz gerekmez mi?Kitap sevene,Kitap Delisi diyoruz.Kimseye at-araba delisi dediğimiz yok.Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş.At uğrunda iflas eden edene.İngiliz milletinin içkiye verdiği para,kitaba verdiğinin kaç misli hiç düşündünüz mü? (bugün için ülkemizi de buna katabiliriz) En güzel kitap kalkan balığı fiyatına.Alan nerede? Kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz arada bir okumak hevesine kapılırdı belki.Birçokları kitabı ucuz olduğu için almaz.Düşünmez ki kitabın tek değeri okunmasındadır.Bir değil bir çok defalar okunmasında,çizilmesinde,tanınmasında."

Okumanın yararları denilince derinlerin derinine inerek sayamayacak kadar fayda ortaya çıkıyor.

Devam edeceğiz......

24 Mayıs 2012 Perşembe

Okuma Alışkanlığı Kazanmak

Okuma konusunda ülkemizin epey mesafe katetmesi gerektiğini daha önceki yazılarımızda da bahis konusu yapmıştık.Ama o kadar çok önemli bir konu ki bu her gün bu konuda tahşidat yapsak,hatırlatsak yeridir.Çünkü hakikaten okuma konusunda alacağımız yol çoook...

Peki ama bu okuma alışkanlığı nasıl kazanılır? Evet bu alıskanlığı kazanmak için çaba, emek, gayret, zaman ayırma,hedef belirleme ,istekli olma,yılmama ve çalışmak gerekiyor.Ağaç yaş iken eğilir derler ya bu da öyle olacak yani erken yaşlarda kitap ile çocuk kaynaştırılacak çocuğa kitap sevdirilecek,ama bunun ortamını sahasını belirleyecek olan ailede anne-baba ve okulda öğretmenleri olacak ileri safhalarda arkadaş çevresi de bu konuda etkili olmaya başlayacağından iyi arkadaşalar ile arkadaş olması konusunda çocuk yönlendirilecek.Görüldüğü gibi en başta bu isteğin anne baba da olması gerekiyor.Hatta çocuk anneyi babayı örnek alacağından annenin babanın öncelikle kitapla dost olması gerekiyor.
Anne baba kitap ile dost olabilirlerse çocukların dost olmamaları için çok az sebep bırakılmış olur.Eğer geleceğiniz ve hepimizin geleceği çocuklarımızın ileride bizlerden daha iyi bir dünyada yaşamasını istiyor isek ki istiyoruz ne olur bizler öncelikle kitaplar ile dost olalım.
Evimizde televizyonlara ayırdığımız yer kadar değer kadar kitaplarımıza da bir köşe ayıralım yani bir kütüphanemiz olsun.Aktif olarak bu köşeyi kullanalaım TV kadar diyeceğim ama, ilk başlarda bunu sağlamak oldukça zor.Ancak hergün,hiçdeğilse her hafta kitaplığımızı ziyaret edelim ordan yeni yeni bilgiler alalım.Ve sigaraya yada mahkumu oldugumuz diğer alışkanlıklarımıza verdiğimiz para kadar kitaplara da bütçemizi açalım..
Ve yine daha önceki yazımızda bahsettiğimiz gibi aile okumaları yaplım.Eğer  küçük çocuklarımız varsa daha 1-2 yaşlarından itibaren onlara anlasalar da anlamasalarda kitap okuyalım yatarlarken masal okuyalım.Bu şekilde yapmaya devam ettikçe evimizde kitap sevdası oluşmaya başlayacak ve evimizin havası değişecek bundan % 100 emin olarak sizlere bahsediyorum.Denemesi bedeva :)

Ama yukarıdaki resim gibi de olmayalım kitap bizi içine almışken kitap ile dostluğu yakalamış iken ona ihanet etmeyelim.Kitabı TV ile ALDATMAYALIM...

21 Mayıs 2012 Pazartesi

İsmimiz tiyatro oyunu olmuş

Sabancı Vakfı’nın Sponsorluğunda düzenlenen “Okumak, Okumak, Okumak” isimli tiyatro oyunu 80. Yıl İlköğretim okulunda öğretmen ve öğrencileri için sergilendi.
Mehtap Ar, Tiyatrosu oyuncuları tarafından sergilenen müzikli oyun gösterisi öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü.
Yerköy İlçemize bağlı 80. Yıl İlköğretim okulunda “Okumak, Okumak, Okumak” adlı tiyatro gösterisi öğretmen ve öğrencilere sunuldu.
80. Yıl İlköğretim okulunda konferans salonunda gerçekleşen “Okumak, Okumak, Okumak” adlı tiyatro gösterisine; çok sayıda öğrenci ve öğretmenler katıldı.
İlköğretime devam eden beş arkadaşın öğretmenleri tarafından “Büyüyünce ne olacaksınız?” konusunda verilen ödevin ve 10 yıl sonra yeniden buluşmalarını anlatan oyun öğrenciler tarafından beğeni ile izlendi.
Haber. Yerköy Gazetesi

Baba Beni Okula Gönder

20.05.2012

Sibel Yardımcı 18 yaşında 11'inci sınıfta okuyor. Van depreminde bir gecede okulu, evi toprakla bir oldu. Eğitimini tamamlamak için ailesini ve kardeşlerini bırakarak Ağrı'ya gitti. Babası çiftçi, annesi ev kadını.


Kötü günleri unutmadı unutmasına ama, daha iyi bir gelecek için kardeşlerini ve ailesini bırakarak Ahmedi Hani Anadolu Lisesi'ne gitti. "Yurt olmasaydı okuyamayacaktım. Evimden bile daha iyi çalışma ortamı bulunuyor" diyor.
Psikolojik Rehberlik Danışmanlık ya da Hukuk okumak en büyük hayali.
Onu "Baba Beni Okula Gönder" kampanyası kapsamında bu yıl beşincisi düzenlenen resim-şiir-kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere verilen ödül töreninde tanıdım. Yarışmanın bu yılki konusu "Yurtta Yaşam"dı. Sibel de kompozisyon yarışmasında birinci olmuştu.
Sibel gibi Türkiye'nin farklı illerinden Erzurum'dan, Gümüşhane'den, Tokat'tan gelen akranları yurtta yaşamı anlattılar. Ancak aralarında Seda Akman, Eda Yıldırım, Gamze Çakır, Hanife Çayır, Nazlıcan Öztürk, Yasemin Polat, Esra Altay ve Hacer Kızgın resim, şiir, kompozisyon alanında dereceye girdi.
 Genç kızlara üniversite yolu yurtla açılıyor
Baba Beni Okula Gönder Kampanyası Esra, Hacer, Sibel gibi yüzlerce genç kıza üniversite yolunda kapı açıyor. 7 yılda kız çocuklarının okula gitmesinin önündeki engelleri kaldırmak için birçok mesafe katetti. Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, 10 bin 500 çocuğa burs verdiklerini, 33 kız yurdu açtıklarını gururla anlatırken de genç kızlara şöyle seslendi:
"Resimlere baktığımda, şiirlerinizi okuduğumda çok duygulandım. Bir taraftan eğitimin sizin için ne kadar önemli olduğunu anladığınız için çok sevindim. Çünkü resimlerinizde, eğer okumazsanız sizi daha karanlık bir hayatın beklediğini, ama okursanız hayal kurabildiğiniz daha aydınlık bir geleceğin beklediğini anlatmışsınız. Okumak, bir fedakarlık gerektiriyor, ama kendi başınıza ayaklarınızın üzerinde duran, topluma faydalı bireyler olmak için fedakarlığı yapıyorsunuz"

Gündem Okumayı söktükleri sınıflarda ninelere okuma öğretiyorlar ZAMAN

Gündem Okumayı söktükleri sınıflarda ninelere okuma öğretiyorlar ZAMAN

Gündem Kitap okumayanlara meydan okudular! ZAMAN

Gündem Kitap okumayanlara meydan okudular! ZAMAN

15 Mayıs 2012 Salı

Okumanın Esrarı

Epeydir internetten koptum sevgili dostlar kusura kalmayın sizlerle paylaşımda bulunamadım.Okumaktan kopmayalım değil mi?
Okumak bu açıdan çok güzel yani kitap okumak yolculuğa çıksanız kitabı yanınıza aldı iseniz size yol arkadaşı oluyor.Ama pc her zaman bu görevi göremiyor belki benim için.Kitap sayfalşarından aldığım mutluluğu sanal sayfalar veremiyor.

Okumanın esrarı bu noktada kitapla birleşiyor anlayacağınız.Çünkü o sayfaların kokusu insanı sarıp sarmalıyor, sanki kendine bağlıyor insanı.
Cahile değişmez,ha kara,ha ak
Bilmez ki ne batıl,yada nedir hak
Okumak yaşamdır,yaşam okumak
Şimdi cana cansın,can Peygamberim
şairin dediği gibi okumak yaşamdır,hayattır. "Öğrenmek için değil, yaşamak için okuyorum." Diyor Flaubert. Demek ki okumaktan maksat yaşamak. Okumak, düşünmek; düşünmek, hakikate ulaşmak demektir. O zaman okumuyorsak yaşadığımızdan söz edebilir miyiz? Bu soruyu kendimize sormalı ve kendimizi sorgulamalıyız.
Okumak konusunda düşünürlerimiz de bakın neler söylemiş;
Okuma zevkini kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır P Peacut
Okuma zevkini, Hindistan'ın hazinelerine değişmem E Gıbbon
Okumak bir deva, anlamak bir şifadır  R  Necdet Evrimer
Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır Bacon
Okumak gıdadır, okuyan insanlık bilen insanlıktır  V  Hugo
Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin  W  E Channing
Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir Montesquieu
Okunacak en büyük kitap insandır  Hacı Bektaş Veli
Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı sayılmaz Montaigne
Okuyabilirseniz her insan bir kitaptır W  Ellery Channing
Okuyan insan fenalığa vakit bulamaz

15 Nisan 2012 Pazar

Tutunamayanlar




İnsan iç dünyasına bir yolculuk; bir daha geri dönmemek üzere belkide, tabi birazda kendini bulma sorgulama cevap bulamadıgın gerçek yaşamda soruların cevabıinsan neden ve niçinlerini yaşarken toplumla düştügü çelişkileri ve cevapları bir temel yoksa zaten okumakta anlamsız okuyan içinvar olmanın sebeplerini bu kadar içsel derinliklerinde anlatan başka kitap yok düşüncenin ırmaklarında isenin ve yaşamın kıyısındaysanız; işte size bir fırsat kendi kendin olmak için,
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,soluk almak güçleştiğinde; yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,dağlara dönmeli yüzünü insan
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,kendisinin bir sal olup da, o dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, birkaç durak önce inip servisten, otobüsten, yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine ‘Gül’, inleyen birine ‘Sus’ dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna, fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı, bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan; dermanı olamazsın dertlerin, ağlamayı bilmiyorsan; neşesizdir kahkahaların,merhaba dememişsen; anlamsızdır elvedaların
Ne, herkesi düşünmekten kendini; ne kendini düşünmekten herkesi unutmamalı! Bilmeli çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli! Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için! Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin,zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı
oguz atay/ tutunamayanlar
HAYATTAN YOK ÇIKARIM!
Çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır Her olayda bir kenara çekilenler gerçektende bir kenarda kalacaklardır Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler bunda başarıya ulaşacaklardır Kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır Bir gün öldükleri zaman arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı bir eser bırakmadan yok olacaklardır Gazetedeki ölüm ilanları yedinci safta da bir kenarda kalacak kimsenin gözüne çarpmayacaktır Hayattan çıkarı olmayanlar ölümünde çıkarı olmayacaktır Ölüm bile onların ölümünden de çıkarı olmayacaktır Ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir Herkesin mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarında otlar büyüyecektir Mezarları bir kenarda kalmasa bile büyük muhteşem anıtların arasında sıkışıp kaybolacaktır Cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir Ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan kalkacaklardır “Hayattan çıkarı olmayanların hayatı çıkmaza sürüklenecektir” Kendini beğenmişliğin cezasını daha bu dünyadan çekmeye başlayacaklardır Sıkıntılarını kimseyle paylaşmasını bilmedikleri için yalnız başlarına ıstırap çekeceklerdir Duygu alışverişlerinden nasipleri olmayacaktır Duygusuz, hareketsiz, tatsız, bir hayat yaşadıkları sanılacaktır Istırapları ne yüzlerindeki çizgilerinden, ne de saçlarının beyazlaşmasından anlaşılacaktır Çektikleri acılarla yüzlerinin buruşmasına, saçlarının beyazlaşmasına izin verilmeyecektir Güldükleri zaman sevinçli ağladıkları zaman kederli oldukları sanılacaktır Hayattan çıkarları olmadığı da asla kabul edilmeyecektir Böyle bir yanlışlığa düşülmeyecektir
Aslında, hayattan çıkarları olduğu ispat edilecektir Çıkarlarını korumak için canları çıktığı halde, bunu beceremedikleri için, çıkarıyokmuşdabirşeybeklemiyor muşcasınagillerden göründükleri yüzlerine vurulacaktır Onlarda bu saldırılarda bir karşılık bulamayacaklardır Kendilerini yokladıkları zaman bütün ileri sürülenlerin gerçek olduğunu, hayatlarını boş yere harcadıklarını, ne yazık ki artık çok geç kaldıklarını onlarda açık ve seçik olarak göreceklerdir İşte o an dahi, delice bir harekette bulunmalarına anlamsız bir hayatı anlamsız bir şekilde bitirmelerine göz yumulmayacaklardır Kendilerini öldüremeyeceklerdir Onlara anlatılacaktır ki böyle bir davranış, bütün yaşantılarıyla çelişki içindedir, gerçekle bir ilgisi yoktur, kendilerini öldürürlerse onlar hakkında varılan isabetli yargıları çürütmek için gene boş bir çaba göstermiş olurlar Bu hiçbir şeyi değiştirmez Onlar bu rezilliğe de katlanarak sürünmeye devam edeceklerdir Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkan var mıdır? Hayattan çıkarı olmamak hem Tanrının hem de insanların gözünde affedilemez bir suçtur; gelişip yayılması için gerekli her türlü tedbir alınacaktır Bütün tarih, bütün iktisad, bütün sosyoloji, bütün psikoloji kısaca bütün lojiler hayatın çıkarlılığa dayandığını göstermek için yırtınacaklardır, yırtınmalıdır
Anlatılmadan anlaşılmaya Aşık TUTUNAMAYANLAR

14 Nisan 2012 Cumartesi

Okumanın Kazandırdıkları

 Okumak insana ne kazandırır diye soranları etrafınızda gördünüz, belki de hala böyle insanlar kaldı mı bu çağda okumaya uzak insanlar var mı diye hayıflandınız.Orasını bilemiyeceğim ama, yani hangi kategoridesiniz onu bilemiyeceğim ancak, ne yazık ki ! hala kitaptan uzak bir toplumun içinde yaşıyoruz.
Öğrenci okumuyor derslerini bahane ediyor,öğretmen okumuyor yoğunluktan bahsediyor,esnaf,memur,işçi,yönetici herbir kesimden okumaktan uzak olan insanların olduğu bir toplumda yaşıyoruz.
Ümidimizi kırmayalım tabii ki son 10 yılda bu miktar biraz daha azalıyor gibi ancak daha çok katetmemiz gereken yollar var.
Birkere insanlara kitabı sevdirmenin yollarını arayacak hatta bu konuda epey bir kafa yoracağız her kademedeki insan bu konuda görevli olacak yani sadece okullara-öğretmenlere yani her konuda olduğu gibi sadece devlete ait bir sorumluluk değil bu görev.Herkes önce kendisi okuyacak baba okuyacak,anne okuyacak onu gören çocuklar okuyacak komşu okuyacak arkadaş okuyacak velhasıl doğru orantılı bir şekilde bu hale genişleyecek.
Ancak bu görev bu kadar kolay değil insanların teşviğe ihtiyacı var her konuda olduğu gibi bu konuda çok irdelenmesi gereken acaba ben nasıl ederimde etrafımdaki insanları okuma konusunda gayrete getirebilirim düşüncesi sizi en başta rahatsız edecek,içiniz rahat olmayacak sıkıntısını çekeceksiniz sıkıntısını çekmeden hiçbir şey olmuyor biliyorsunuz.
Bu sıkıntıyı ne kadar hissederseniz azminiz gayretiniz o kadar çoğalacak hem okuyacak hem okutacsınız.Bu konu üzerinde isterseniz küçük bir test yapın bak gelişmeleri göreceksiniz.Aile içinde öncelikle bir deneyin siz okumaya başlayın okumayan eşiniz sizden esinlenmeye başlayacaktır yavaş yavaş, eee birde belirttiğimiz sıkıntıyı yaşamaya başlarsanız eminin ki etrafınızdakilere bu sıkıntı yansıyacaktır.Biraz da gayret ederseniz verim alacaksınız.
Tamam da neden okumalıyız ne kazandırıyor bize; can alıcı soru bu işte.En başta okumak insana kendini tanmayı yanlış duymadınız kendısını tanımasını sağlıyor.Okur iken her bir okumada eksiklerini öğreniyor insan ve kendini nasıl geliştirebilirim düşünceleri belirmeye başlıyor.Ardından öğrendiklerini düşünmeye başlıyor ve evet ikinci adım insanın düşünme kabiliyetini geliştiriyor.Hani bizde bir beyin var ya :) onu geliştiriyor.
Ardından okuduğunuz dile göre o dil hakkında sizi geliştirmeye başlıyor ve yeni kelimeler, yeni deyimler, yeni hayatlar,yeni insanlar,yeni nesneler vs.ve konuşma dilinizin farkında olmadan geliştiğini görüyorsunuz.
Allah allah bu kadar okuyorduk bunaların farkında değildik dediğinizi (bazılarınızın tabi ki) duyar gibi oldum.Ama gerçek bu ki ,OKUMAK insana FARKINDA OLMADAN bu kadar şey kazandırırsa varın siz düşünün bir de nitelikli okumaya başladığnızı varsaydığınızda daha neler neler kazanacaksınız.Hadi onu da bir başka güne  bırakalım.....
Nazif ÖZKUL  iyi okumalar...

10 Nisan 2012 Salı

İngilizce Öğrenme Kiti

 

KİM PRATİK İNGİLİZCE ÖĞRENMEK İSTEMEZ Kİ !

Günümüzde pratik İngilizce öğrenmek büyük bir ihtiyaç haline geldi. Özellikle İnternetin yaygınlaşması İngilizceye olan talebi had safhaya ulaştırdı.



Günümüzde pratik İngilizce öğrenmek büyük bir ihtiyaç haline geldi. Özellikle İnternetin yaygınlaşması İngilizceye olan talebi had safhaya ulaştırdı. Çağımızda İngilizce bilmemenin kendi kabuğuna çekilmek olacağını bilenler, bu soruna çözüm bulmak istemektedirler. Ancak bir çoğumuz zaman, para, ve motivasyon eksikliği gibi nedenlerle yabancı dil öğrenmeyi sürekli ertelemekteyiz.

   2,5 yıllık bir çalışmanın ardından, 2005 yılı başlarında Turbo İngilizce programını çıkaran CTT English, kendi kendine İngilizce öğrenmek isteyen fakat bu konuda kendisine az güvenen kişileri hedef alarak yayın hayatına girdi. İlk bakışta CTT yani Renkli Tercüme Tekniği ile dikkat çeken sesli Turbo İngilizce Kitapları, kendi kendine İngilizce öğrenmek isteyenler için büyük bir kolaylık sağlıyor.

   CTT tekniği sayesinde İngilizce cümleler, Türkçe kadar kolay bir hale getiriliyor. Önce İngilizce cümleler, kelime kelime ve ek ek renklendiriliyor. Daha sonra yine aynı şekilde Türkçe karşılığı veriliyor. Sesli Turbo İngilizce Kitaplarını kullanan kişiye ise tek birşey kalıyor. O da renk eşleştirmesi yapmak ve İngilizce cümlenin anlamını hemen kavramak. Bu metot sayesinde programda geçen 3500 cümlenin anlamını çözmek için vakit kaybı söz konusu olmuyor.

   1500 kelime kapasitesiyle hazırlanan program, 12 Kitap ve 6 MP3 CDden oluşuyor. Bu kolay program vasıtasıyla, kişinin evde veya ofiste sıfırdan başlayıp orta seviyede pratik İngilizce öğrenmesi amaçlanıyor.

   Sesli Turbo İngilizce Kitapları, İngilizce öğrenmekten umudunu kesmiş olanlara ve İngilizceye ön yargı ile yaklaşanlara yeniden umutlarını tazeleme fırsatı verebilir. Aslında Turbo İngilizce Kitaplarının özellikleri bu kadarla da sınırlı değil. Turbo İngilizceye ilgi duyanlar ve daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler bu adresi ziyaret edebilirler.

Hani Tanrı Ölmüştü?

Kitabın içerisinden ilginç pasajlar:
"Yerçekimini ele alalım." dedi. "Evrenin bir ucundan diğer ucuna kadar uzanan bir cetvel ya da eski moda bir radyo kadranı hayal et.Cetveli bir inçlik parçalara ayırırsak bu milyar kere milyar inç anlamına gelir."
Göstergenin tamamı doğadaki kuvvet miktarlarının aralığını temsil eder.Bu kuvvetlerden en zayıfı yerçekimi ve en güçlüsü proton ve nötronu çekirdek içerisinde  bir arada tutan ve yerçekiminden 10 bin milyar kere,milyar kere,milyar kere, milyar kat daha güçlü olan nükleer kuvvettir.Yerçekimi kuvetinin muhtemel alabileceği değer aralığı gayet mantıklı bir şekilde tüm kuvvet aralığı kadar geniştir.denebilir.
"Şimdi göstergenin ayarlandığı değeri değiştirmek istediğinizi düşünün.Yalnızca bir inç bile hareket ettirecek olsanız,bunun evrendeki yaşam üzerindeki etkisi korkunç olacaktır."
" Tüm evrene karşılık bir inç mi?" diye sordum."Nasıl bir etkisi olurdu?"
"Göstergedeki küçücük bir ayar değişikliği yerçekiminde milyar kat büyümeye sebep olabilir." dedi Collins.
"Bu çok fazla." dedim.
"Aslında pekte çok sayılmaz." diye yanıtladı Collins."Radyo göstergesinin bütününe göre -doğadaki kuvvet aralığının tümünü temsil ediyor- fevkalede denecek derecede küçük sayılır; sadece on bin milyar,milyar,milyarda biri kadar."
"Müthiş! Şimdi ne demek istediğinizi anladım.Peki,yaşama ne olurdu bu durumda?" dedim.
"Dünyanın her tarafında insan büyüklüğündeki bütün hayvanlar ezilip parçalanırdı." dedi."Astrofizikçi Martin Rees'in deyimiyle yerçekiminin daha kuvvetli olduğu varsayılan bir dünyada, böceklerin bile yaşamlarını sürdürebilmeleri için kalın bacaklara ihtiyaçları olacaktır ve hiçbir hayvan fazla büyüyemiyecekti.Aslında yerçekimi kuvveti dünyamızdan bin kez daha büyük olan bir gezegenin çapı sadece 40 feet olur ki böyle bir ortamda ekosistem bile oluşamaz.Bunun yanın da yerçekimi kuvvetinin üç bin kat arttığını düşündüğümüzde ömrü bir milyar yıldan fazla olan yıldızler oluşmayacaktı,bunu  on milyar yaşında olan Güneş'le kıyaslarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
"Görüldüğü gibi tabiattaki tüm kuvvet aralığı ile mukayese edilince yaşamın var olamsı için yerçekiminin akıl almaz derecede dar bir aralıkta değer alması lazım.Evreni bir uçtan bir uca kadar kaplayan göstergedeki tüm olası değerler arasında ,yerçekimi evrende yaşamın devam etmesi için tam tamına olması gereken inçte değer almış."
Ve yer çekimi kuvveti tüm parametreler içinde yalnızca bir tanesi.Bir uzman, evrende yaşamın oluşması  ve devam etmesi için otuzdan fazla farklı fiziksel ve kozmolojik parametrenin kalibrasyonlarının çok hassas ve keskin bir şekilde yapılaması gerektiğini söyledi.

Bu kadar hassas dengenin mutlaka bir tasarlayıcı (Tanrı-Allah) tarafından tasarlanmış olması gerektiğini gösteriyor....
Nazif Özkul kitaptan alıntı...


Hani Tanrı Ölmüştü ?


Hani Tanrı Ölmüştü ? Hani Tanrı Ölmüştü?, 2004 yılında Amerika’da yayınlanan ve yayınlanmasıyla beraber gündeme oturan kitabın Türkçe çevirisi. Kitap New York Times’ın en çok satanlar listesine girmekle kalmadı, bugün halen daha Amerika’da konu hakkında en çok satan kitaplardan biri olmayı sürdürüyor. Kitabı bu denli çekici kılan husus, din ile bilimin buluşma noktalarını, herkesin okuyup anlayabileceği basitlikte sunuyor olması. Bunun için bir gazeteci ve Yale mezunu bir hukukçu olan Lee Strobel, farklı alanlardan bilim adamlarıyla söyleşiler yapıyor. Bu bilim adamları, genellikle Akıllı Tasarım akımının öncü isimleri ve kendileri de çok satan kitapların yazarları.
Kitabın ilk iki bölümünde Strobel bize kendi hayat hikayesini aktarıyor. Gençliğinde ateist olan ve sonrasında dine dönen Strobel, kitabın temel sorusunu bu bölümde soruyor: Bir zamanlar kendisini ateizme sürükleyen bilimin, günümüzde kafasındaki sorulara vereceği farklı cevapları var mı yok mu?
İlk söyleşi, Evrimin İkonları kitabının da yazarı olan Dr. Jonathan Wells ile yapılıyor. Wells, bugün halen daha ders kitaplarımızda kendine yer bulan evrim ile alakalı çizimlerin ve önkabullerin, bilimsel olarak çok uzun yıllar önce yanlışlandığını, hayret verici bir açıklıkla anlatıyor. Buna rağmen bu imajların (Miller deneyi, Haeckel’in embriyo çizimleri, Darwin’in hayat ağacı, maymundan insan ilerleyen çizimler…vs) hala kullanılıyor oluşunu, adeta dini bir bağnazlığa benzetiyor.
İkinci söyleşi, bilim felsefecisi Stephan Meyer ile yapılıyor. Meyer, bilim ile din arasındaki ilişkinin dünü ve bugünü hakkındaki soruları yanıtlıyor ve günümüzde neden bilimsel delillerin bir Tanrı’nın varlığı hipotezini desteklediğini örnekleriyle anlatıyor. Meyer aynı zamanda kendisi ile yapılan yedinci söyleşide de, neden hala hayatın kökeni ile ilgili bir bilimsel açıklama getirilemediğini sorgulayacak ve gerçek açıklamanın nasıl olabileceğini ele alacak.
Üçüncü söyleşi, “kelam argümanı” ile meşhur olan William Lane Craig ile yapılıyor. Craig, aslen Müslüman kelam alimlerinin kullandığı bir akıl yürütmenin, günümüzde de, özellikle Big Bang teorisinin kabulü sonrası nasıl hala Tanrı’nın varlığını bilimsel olarak desteklemeye devam ettiğini anlatıyor. Bu argümanın İslami kökenleri, okuyucunun ilgisini fazlasıyla çekecek gibi durmakta.
Fizikteki delillerin tartışıldığı dördüncü söyleşide Robin Collins, fizik alemindeki hassas denge ile alakalı onlarca akıl almaz örneği birbiri ardına sıralıyor. Evrenin bugünkü halinin nasıl bir mucize olduğunu ve tesadüf eseri meydana gelmesinin imkansızlığını gösteren örneklerden sonra insanın ikna olmaması için, yoğun çaba harcaması gerekiyor.
Gene de kitabın en çarpıcı bölümüne henüz sıra geldi. Astronom Guillermo Gonzales ve felsefeci Jay Wesley Richards, Amerika’da çok ses getiren kitaplarının (Privileged Planet / Ayrıcalıklı Gezegen)adeta bir özetini verdikleri beşinci söyleşide, dünyanın, üzerinde yaşam olabilmesi için evrende ve samanyolunda nasıl en ayrıcalıklı konumda bulunduğunu gösteriyorlar. Üstelik dünya atmosferinin de, evreni gözetlemek için en mükemmel halde bulunuyor oluşu, bir Varlığın hem dünyayı nasıl incelikle konumlandırdığını hem de diğer yarattıklarını gözetlememiz için nasıl bizlere en uygun ortamı bahşettiğini gösteriyor.
Sonraki söyleşi de, en az bir önceki kadar çarpıcı. 20. yüzyılın en önemli 100 kitabından biri seçilen Darwin’ s Black Box / Darwin’in Kara Kutusu’nun yazarı biyokimyager Michael Behe, vücudumuz içerisinde evrim ile açıklanamayacak pek çok biyolojik makinenin dolaştığını anlatıyor. Bunlar öyle karmaşık ve verimli makineler ki, bir benzerlerini insanların yapması hala mümkün değil. Tesadüfi süreçler sonucu oluşmaları ise imkansız… SİTE:www.kitapyurdu.com

3 Nisan 2012 Salı

okumayı bıraktık sanmayın

Okumayı bıraktı bu adam diye düşünmeyin sakın ha.Okumak benim hayatım.OKUDUKLARIMIZ ile hayatta yeni birşeyler duyuyor,hissediyor ve yaşıyoruz.
Bu arada kitap denilince bildiğimiz manada kitapların haricinde nice kitaplar var okumasını bilene; insan bir kitap,kainat bir kitap,eee kainat kitap olunca ciltlerini saymağa kalkışmak sanırım bizi aşar.Vesselam bu kitapları da okumak gerekir değil mi dostlar ?

28 Mart 2012 Çarşamba

SEO Efendisi nden Dev Kampanya(24.01.2012)

SEO Efendisi, sektörde 3. yılını doldurması sebebiyle dev bir kampanya düzenledi. SEO Efendisi kitabını 25.01.2012 – 25.04.2012 tarihleri arasında satın alan üyelerimiz arasında yapılacak çekilişte aşağıdaki hediyeler dağıtılacaktır.


3 Kişiye: Hediye 490 TL Değerindeki 1 aylık SEO – Eticaret Danışmanlığı Hizmeti.
4 Kişiye: Hediye Fujifilm C20 Fotoğraf Makinası
10 Kişiye: Hediye 1 Yıllık Alan Adı Tescili.
20 Kişiye: Hediye Logo Tasarımı.
40 Kişiye: Hediye 1 Yıllık Hosting.
Kampanya ya katılabilmek için www.seoefendisi.com adresinden belirtilen tarih aralığında seo efendisi kitabını satın almak gerekmektedir. 30.04.2012 tarihinde İzmir Karşıyaka 3. Noteri huzurunda yapılacak çekiliş ile kazananlar belirlenecek ve aynı gün www.seoefendisi.com sitesinde duyurulacaktır.
SEO Nedir?
SEO, Arama Motoru Optimizasyonu nun İngilizcede ki karşılığı olan Search Engine Optimisation kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltmanın adıdır. Google, Yahoo ve Bing gibi arama motorlarında, istediğiniz hedef anahtar kelime sorgularında web sitenizin üst sıralara çıkabilmesi için yapılması gereken işlemlerin bütününün oluşturduğu disipline SEO denir. Günümüzde en popüler arama motorlarından bir tanesi olan Google söz konusu olduğunda, normal iş hayatında geçerli olan bütün prensipler seo için de geçerlidir. Sürdürülebilirlik, istikrar ve güven bu prensiplerden birkaç tanesidir. SEO işlemleri temel olarak site içi optimizasyon ve site dışı popülerleşme işlemleri olarak iki gruba ayrılabilir.
SEO Efendisi Nedir?
SEO Efendisi, arama motoru optimizasyonu ve internet pazarlaması konularında reklam ve bilişim sektörü çalışanlarını eğitmek amacıyla hazırlanmış 2009 yılında yayınlanmış ve defalarca Best Seller listesine girmiş bir e-kitaptır. Sürekli güncellenen bir yapıya sahip olan Seo Efendisi sayesinde en yeni seo teknikleri hakkında anında bilginiz olur. Seo Efendisi nin 2012 güncellemesi yapılmış ve daha önce kitabımızı satın alan binlerce üyemize gönderilmiştir. Kitabımız reklamcılık, bilişim ve pazarlama alanlarında çalışan her profesyonele hitap ettiği gibi, kendi sitelerinin seo sunu yapmayı düşünen amatörlere de hitap etmektedir. Bir seo uzmanı ile çalışmayı düşünüyorsanız dahi, kitabımıza sahip olmanız, çalıştığınız kişilerin yaptığı işlemler hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlayacak ve size çok büyük faydalar sağlayacaktır.
SEO EFENDİSİ KİTABINI SATIN ALMAK İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ