okumak ne kazandırır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okumak ne kazandırır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Temmuz 2012 Salı
30 Haziran 2012 Cumartesi
Kitap Okumanın Kazandırdıkları
Kitap Okuma Bize Ne Kazandırır ?
1-Yetkin kitaplar, sessiz öğretmenlerdir. Kitap okuma, bir ilaçtır.
2-Kitap okuma, hayatı sevdirir. İnsana yaşama sevinci verir.
3-Seçkin kitap okuma, düşünceleri olgunlaştırır. Joineriana:”Kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır.”der. Nitelikli kitap okuma; düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.
4-Kitap okuma, stresi azaltır.
5-Kitap okuma, zihni açar, beyni hantallıktan kurtarır.
6-Kitap okuma; doğayı, toplumu anlama ve yorumlama yeteneği sağlar.
7-Kitap okuma, bizi pek çok yönden yetkinleştirir.
8-Kitap okuyanın güvenilir bir çevresi oluşur.
9-Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir.
10-Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir.
11-Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar. Hayal gücümüzü geliştirir
12-Meslek hayatımızdaki başarı düzeyimizi yükseltir.
13-Dünyaya bakış açımızı değiştirir. Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.
14-0kul hayatındaki başarıları pekiştirir.
15-Okumak, haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar.
OKUYAN İNSAN DAHA BİLGİLİ VE ELBETTE DAHA BAŞARILI OLUR
Bilgi ve bilişim çağında yaşıyoruz. Başarının en önemli kaynağı bilgidir.Bacon: ‘Bilgi, güçtür.’ der. Başarılı yazarlar, ömürlerinin yarısını okuyarak geçirmişlerdir. Hayatta başarılı ve mutlu olmak için okuma alışkanlığı edinmemiz gerekir. Kahvelerde, meyhanelerde vakit öldüren insanların çoğu, okuma alışkanlığı edinememiş kimselerdir.
Voltaire: ‘Okuma, ruhu yüceltir.’ demiş. “Güneş dünyayı, kitap insanları aydınlatır. Çocukları kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır.”
Dilimiz, edebiyat üstatlarının eserlerini okumakla zenginleşir. Büyük yazarların eserlerini mutlaka okumalıyız. Bu sayede hem düşüncelerimiz gelişir, hem de ifade yeteneğimiz güzelleşir.
Okumayan insan, zihnini çalıştırmıyor, fikir jimnastiği yapmıyor demektir. Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz.
1-Yetkin kitaplar, sessiz öğretmenlerdir. Kitap okuma, bir ilaçtır.
2-Kitap okuma, hayatı sevdirir. İnsana yaşama sevinci verir.
3-Seçkin kitap okuma, düşünceleri olgunlaştırır. Joineriana:”Kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır.”der. Nitelikli kitap okuma; düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.
4-Kitap okuma, stresi azaltır.
5-Kitap okuma, zihni açar, beyni hantallıktan kurtarır.
6-Kitap okuma; doğayı, toplumu anlama ve yorumlama yeteneği sağlar.
7-Kitap okuma, bizi pek çok yönden yetkinleştirir.
8-Kitap okuyanın güvenilir bir çevresi oluşur.
9-Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir.
10-Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir.
11-Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar. Hayal gücümüzü geliştirir
12-Meslek hayatımızdaki başarı düzeyimizi yükseltir.
13-Dünyaya bakış açımızı değiştirir. Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.
14-0kul hayatındaki başarıları pekiştirir.
15-Okumak, haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar.
OKUYAN İNSAN DAHA BİLGİLİ VE ELBETTE DAHA BAŞARILI OLUR
Bilgi ve bilişim çağında yaşıyoruz. Başarının en önemli kaynağı bilgidir.Bacon: ‘Bilgi, güçtür.’ der. Başarılı yazarlar, ömürlerinin yarısını okuyarak geçirmişlerdir. Hayatta başarılı ve mutlu olmak için okuma alışkanlığı edinmemiz gerekir. Kahvelerde, meyhanelerde vakit öldüren insanların çoğu, okuma alışkanlığı edinememiş kimselerdir.
Voltaire: ‘Okuma, ruhu yüceltir.’ demiş. “Güneş dünyayı, kitap insanları aydınlatır. Çocukları kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır.”
Dilimiz, edebiyat üstatlarının eserlerini okumakla zenginleşir. Büyük yazarların eserlerini mutlaka okumalıyız. Bu sayede hem düşüncelerimiz gelişir, hem de ifade yeteneğimiz güzelleşir.
Okumayan insan, zihnini çalıştırmıyor, fikir jimnastiği yapmıyor demektir. Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz.
Okuduğumuz
metin, bize yazarın düşüncelerini söyler; biz de o fikirleri zihnimizde
tartarız, kabul veya reddederiz ki böylece biz de düşünmeye başlarız.
Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir ve kelime hazinemizi genişletir. Okuma sayesinde konuşma yeteneğimiz gelişir, düzgün ve güzel konuşur, güzel yazar hale geliriz.
Okuma gaye değil, araçtır. Okumanın sonunda insan bilgi edinmeli, faydalı şeyler öğrenmelidir. Okuduğumuz metin tarih ise günümüze ışık tutmalıdır; ahlak kitabı okuyorsak davranışlarımız düzelmelidir. Okuduğumuz bilgilerden faydalanmalıyız ve onları hayata uygulamalıyız; aksi halde, marangozluk kitabı okuduğu halde hiçbir şey yapamayan adama benzeriz.
Goethe: “Okumayı öğrenme, sanatların en gücüdür.” der. Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek çok zordur. Hele televizyonların insanı haber, film, şov bombardımanına tuttuğu, bilişim çağının en büyük zaman hırsızı internetin çok yaygınlaştığı günümüzde okuyabilmek, sanatların en zorudur, fakat en güzelidir.
Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir ve kelime hazinemizi genişletir. Okuma sayesinde konuşma yeteneğimiz gelişir, düzgün ve güzel konuşur, güzel yazar hale geliriz.
Okuma gaye değil, araçtır. Okumanın sonunda insan bilgi edinmeli, faydalı şeyler öğrenmelidir. Okuduğumuz metin tarih ise günümüze ışık tutmalıdır; ahlak kitabı okuyorsak davranışlarımız düzelmelidir. Okuduğumuz bilgilerden faydalanmalıyız ve onları hayata uygulamalıyız; aksi halde, marangozluk kitabı okuduğu halde hiçbir şey yapamayan adama benzeriz.
Goethe: “Okumayı öğrenme, sanatların en gücüdür.” der. Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek çok zordur. Hele televizyonların insanı haber, film, şov bombardımanına tuttuğu, bilişim çağının en büyük zaman hırsızı internetin çok yaygınlaştığı günümüzde okuyabilmek, sanatların en zorudur, fakat en güzelidir.
TV
seyreden, bilgisayar başında vakit öldüren insan pasiftir; resimler,
yazılar süratle gözünün önünden geçer ve düşünmek için vakit bulamaz.
Kitap öyle değildir; istediğiniz yerde okumayı bırakıp okuduklarınız
üzerine düşünebilirsiniz.
Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar.
Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi yetişmiş olacaktır. Okuma sayesinde kendisini yetiştirmiş bireylerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın, sınav başarısında yadsınmaz bir katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını iyi değerlendirebilen öğrenciler, diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olmaktadırlar.
Kitap okumanın zihinsel gelişmeye katkısı, anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek, 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir.Anneler, yüksek sesle kitap okurken, çocuklar, onları dinler. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri, diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma, çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.Tüm bu nedenlerle, çocuklarımıza mutlaka okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bunun için uygulanabilir öneriler şunlardır:
Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar.
Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi yetişmiş olacaktır. Okuma sayesinde kendisini yetiştirmiş bireylerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın, sınav başarısında yadsınmaz bir katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını iyi değerlendirebilen öğrenciler, diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olmaktadırlar.
Kitap okumanın zihinsel gelişmeye katkısı, anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek, 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir.Anneler, yüksek sesle kitap okurken, çocuklar, onları dinler. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri, diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma, çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.Tüm bu nedenlerle, çocuklarımıza mutlaka okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bunun için uygulanabilir öneriler şunlardır:
•En iyi okuma, önek olmaktır:Çocuğumuz, bizi ve diğer aile bireylerini, kitap okurken mutlaka görmelidir.
•Evimizde güzel kitaplar üzerine sohbetler eksik olmamalıdır.
•Çocuklarımıza, her fırsatta, seviyelerine uygun kitaplar hediye etmeye çalışmalıyız.
•Çocuklarımızın
evde mutlaka bir kitaplığı olmalıdır. Çocuklarımızı, kitap seçimi ve
kütüphane oluşturma konusunda yönlendirmeliyiz.
•Çocuklarımızı,
olanaklar ölçüsünde kitap fuarlarına, yazarların imza günlerine
götürmeliyiz. Çocuklarımızın yazarlarla konuşmasına, iletişim kurmasına
olanak tanımalıyız.
•Yazmak,
okumayı destekleyici bir etkinliktir. Onun için, çocuklarımızı, yazma
etkinliklerine yöneltelim. Çocuklarımızın; anı defteri, kitap tanıtım
defteri, şiir defteri...tutmalarını özendirelim.
•Çocuklarımızın
internette, televizyonlarda kitap üzerine üretilen güzel düşünceleri,
eğitici programları izlemelerine fırsat verelim.
*Çocuklarımızı,
arada sırada kütüphaneye götürmeyi; onların, kitaplar dünyasından
yararlanmalarını ihmal etmeyelim. Şu özdeyişleri asla unutmayalım:”Kitapsız yetişen çocuk, susuz büyüyen ağaca benzer.”Kitapsız hayat, kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır.”
Etiketler:
eğitim,
KİTAP,
Kitap Okuma,
Kitap okuma alışkanlığı,
kitap sevdası,
kitap sevgisi,
kitapsever,
kütüphane,
okul,
okuma seansları,
okuma terbiyesi,
okuma-yazma,
okumak ne kazandırır
21 Mayıs 2012 Pazartesi
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Yorumlar Kitap okuma ceza olmamalı
Yorumlar Kitap okuma ceza olmamalı ZAMAN
Ülke olarak okuma alışkanlığı konusunda gelişmiş ülkelere kıyasla çok geri düzeyde olduğumuz malum.
Eğitimcilerden
kütüphanecilere, yazar ve yayıncılardan siyasetçilere kadar
okuyan-okumayan herkes biliyor bu durumu. Okuyanlar grubunda bazı
kişiler ve gruplar var ki, okuma alışkanlığına sahip bireylerin ülke
kalkınmasındaki yerini iyi bildiklerinden, bu konuda ayrıca araştırmalar
yapıyorlar. Üstelik devlet odaklı olmayan çalışmalarla sonuç almanın
zorluğunu bildikleri halde. En büyük motivasyon gerekçeleri ise; okuyan
ve halk kütüphaneleri aracılığıyla yaşamboyu öğrenen bireylerden oluşan
bir toplumun daha müreffeh ve demokrat olacağı yönündeki sarsılmaz
inançları.
Bu gruplardan biri, üniversitelerin Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinden mezun olan kütüphaneciler. Yaptıkları çeşitli faaliyetlerle kitabın, bilginin ve kütüphanenin bu bağlamdaki yeri ve önemine işaret eden kütüphaneciler, böylelikle toplum ve devlet nezdinde farkındalık yaratmaya çalışıyorlar. Bunun en yeni ve orijinal örneği, 26 Mart-1 Nisan tarihleri arasında kutlanan 48. Kütüphane Haftası'ndaki okuma etkinliği. Birkaç il dışında tüm Türkiye'de illerin merkezî noktalarında 26 Mart Pazartesi günü 12.30-13.00 saatleri arasında gerçekleştirilen okuma etkinliğinde sadece kütüphaneciler ve toplumun değişik kesimlerinden bireyler değil, vali ve kaymakam gibi yetkililer de kitap okudu. Ne var ki, okuma alışkanlığı konusundaki bu ve benzer çalışmalara karşılık, yaklaşık on yıldır, adalet sistemi odaklı olumsuz bir uygulama da sürüp gidiyor. Söz konusu uygulama basit ve anlaşılabilir türden. İyi niyetli bazı hâkimler, kimi "basit" suçlara karşı, suçlulara "kitap okuma cezası" veriyor ve istiyorlar ki; bu bireyler hapishanelerde mahkûm psikolojisine girmeyip, cezalarını bu uygulamayla çeksinler. Medyaya yansıyan ilk olaylarda arkadaşıyla kavga eden; sarhoş olup sokaklarda nara atan ve ormanlık alana baraka yapan kişilere, çarptırıldıkları cezalara karşı değişik sürelerde kitap okuma cezası verilmişti. Son uygulamalar ise, kabul edilir gibi değil. Birinci olayın esası, kadına şiddet. Diğer olay, alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokma. Üçüncü olaydaki suç ise, taksirle ölüme sebebiyet verme.
Bu üç suça karşı da, kütüphanede kitap okuma cezası uygun görülmüş. Yani kitap okuma davranışı ceza; cezaevi yerine konulan mekân ise, gelişmiş ülkelerde "halkın üniversitesi" unvanıyla taçlandırılan halk kütüphanesi. Söz konusu ülkelere eğitim, bilim, vb. açılardan bakıldığında, kütüphaneyi ve okumayı kabul düzeyleri hiç de şaşırtıcı değil. Öyleyse, devletin bu konularda ilerleme kaydetmek için konuya bu pencereden bakması açık bir zorunluluk. Devlet olarak, bir yandan kadına şiddeti önlemek için düzenlemeler yapıp, diğer taraftan, bunu basit bir suç gibi görerek karşılığında kitap okuma cezası vermek tutarsızlıktır ki, tutarsızlık hiçbir devlete yakışmaz.
Sahadaki olumsuzluklar da, durumun vahametini açıkça gösteriyor. Halk kütüphanelerinde görevli kütüphaneciler suçlarını kitap okuyarak çekenlerin hemen hiçbirinin bir daha kütüphaneye uğramadığını söylüyor. Görev yaptığı süre içinde bu durumdaki elli kişiden sadece birinin cezasını çektikten altı ay sonra tekrar kitap almaya geldiğini söyleyen bir kütüphaneci, ayrıca, ibretlik bir duruma işaret ediyor. Söylediğine göre, çevredeki aileler nezdinde güvenilir bilinen ve bu nedenle çocuğu "kütüphanedeyim" dediğinde orada kalmasına izin verilen kütüphanesinde, bazı cezalılar tarafından zaman zaman, hanımlara karşı rahatsızlık verici tavırlar sergileniyormuş.
İstenmez ama tarihe not düşmek adına şöyle bir senaryo düşünelim. Bu cezalılardan biri kadın kullanıcılara rahatsızlık verdiği için, kütüphane görevlisi tarafından uyarılsa ve buna sinirlenerek bıçak vb. bir aletle şikâyet sahibini ve görevliyi yaralayarak bir üçüncü sayfa haberi meydana getirse, bunun sorumlusu kim olacak? Bu sebeple kitap okumak gibi soylu bir eylemi, suç ve ceza kavramları ile aynı cümlede yan yana getirerek değerini düşürmek ve itibarsızlaştırmak, ülkenin, devletin ve toplumun değerini yükseltme sorumluluğunda olanlar tarafından bir daha düşünülmeli ve kimi suçluları hafif cezalarla ıslah etmenin başka yolları bulunmalıdır. Okumak asil bir davranıştır ve asla ceza olarak görülmemelidir. İyi niyetli olunsa bile...
* Kütüphaneci
Bu gruplardan biri, üniversitelerin Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinden mezun olan kütüphaneciler. Yaptıkları çeşitli faaliyetlerle kitabın, bilginin ve kütüphanenin bu bağlamdaki yeri ve önemine işaret eden kütüphaneciler, böylelikle toplum ve devlet nezdinde farkındalık yaratmaya çalışıyorlar. Bunun en yeni ve orijinal örneği, 26 Mart-1 Nisan tarihleri arasında kutlanan 48. Kütüphane Haftası'ndaki okuma etkinliği. Birkaç il dışında tüm Türkiye'de illerin merkezî noktalarında 26 Mart Pazartesi günü 12.30-13.00 saatleri arasında gerçekleştirilen okuma etkinliğinde sadece kütüphaneciler ve toplumun değişik kesimlerinden bireyler değil, vali ve kaymakam gibi yetkililer de kitap okudu. Ne var ki, okuma alışkanlığı konusundaki bu ve benzer çalışmalara karşılık, yaklaşık on yıldır, adalet sistemi odaklı olumsuz bir uygulama da sürüp gidiyor. Söz konusu uygulama basit ve anlaşılabilir türden. İyi niyetli bazı hâkimler, kimi "basit" suçlara karşı, suçlulara "kitap okuma cezası" veriyor ve istiyorlar ki; bu bireyler hapishanelerde mahkûm psikolojisine girmeyip, cezalarını bu uygulamayla çeksinler. Medyaya yansıyan ilk olaylarda arkadaşıyla kavga eden; sarhoş olup sokaklarda nara atan ve ormanlık alana baraka yapan kişilere, çarptırıldıkları cezalara karşı değişik sürelerde kitap okuma cezası verilmişti. Son uygulamalar ise, kabul edilir gibi değil. Birinci olayın esası, kadına şiddet. Diğer olay, alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokma. Üçüncü olaydaki suç ise, taksirle ölüme sebebiyet verme.
Bu üç suça karşı da, kütüphanede kitap okuma cezası uygun görülmüş. Yani kitap okuma davranışı ceza; cezaevi yerine konulan mekân ise, gelişmiş ülkelerde "halkın üniversitesi" unvanıyla taçlandırılan halk kütüphanesi. Söz konusu ülkelere eğitim, bilim, vb. açılardan bakıldığında, kütüphaneyi ve okumayı kabul düzeyleri hiç de şaşırtıcı değil. Öyleyse, devletin bu konularda ilerleme kaydetmek için konuya bu pencereden bakması açık bir zorunluluk. Devlet olarak, bir yandan kadına şiddeti önlemek için düzenlemeler yapıp, diğer taraftan, bunu basit bir suç gibi görerek karşılığında kitap okuma cezası vermek tutarsızlıktır ki, tutarsızlık hiçbir devlete yakışmaz.
Sahadaki olumsuzluklar da, durumun vahametini açıkça gösteriyor. Halk kütüphanelerinde görevli kütüphaneciler suçlarını kitap okuyarak çekenlerin hemen hiçbirinin bir daha kütüphaneye uğramadığını söylüyor. Görev yaptığı süre içinde bu durumdaki elli kişiden sadece birinin cezasını çektikten altı ay sonra tekrar kitap almaya geldiğini söyleyen bir kütüphaneci, ayrıca, ibretlik bir duruma işaret ediyor. Söylediğine göre, çevredeki aileler nezdinde güvenilir bilinen ve bu nedenle çocuğu "kütüphanedeyim" dediğinde orada kalmasına izin verilen kütüphanesinde, bazı cezalılar tarafından zaman zaman, hanımlara karşı rahatsızlık verici tavırlar sergileniyormuş.
İstenmez ama tarihe not düşmek adına şöyle bir senaryo düşünelim. Bu cezalılardan biri kadın kullanıcılara rahatsızlık verdiği için, kütüphane görevlisi tarafından uyarılsa ve buna sinirlenerek bıçak vb. bir aletle şikâyet sahibini ve görevliyi yaralayarak bir üçüncü sayfa haberi meydana getirse, bunun sorumlusu kim olacak? Bu sebeple kitap okumak gibi soylu bir eylemi, suç ve ceza kavramları ile aynı cümlede yan yana getirerek değerini düşürmek ve itibarsızlaştırmak, ülkenin, devletin ve toplumun değerini yükseltme sorumluluğunda olanlar tarafından bir daha düşünülmeli ve kimi suçluları hafif cezalarla ıslah etmenin başka yolları bulunmalıdır. Okumak asil bir davranıştır ve asla ceza olarak görülmemelidir. İyi niyetli olunsa bile...
* Kütüphaneci
14 Nisan 2012 Cumartesi
Okumanın Kazandırdıkları
Okumak insana ne kazandırır diye soranları etrafınızda gördünüz, belki de hala böyle insanlar kaldı mı bu çağda okumaya uzak insanlar var mı diye hayıflandınız.Orasını bilemiyeceğim ama, yani hangi kategoridesiniz onu bilemiyeceğim ancak, ne yazık ki ! hala kitaptan uzak bir toplumun içinde yaşıyoruz.
Öğrenci okumuyor derslerini bahane ediyor,öğretmen okumuyor yoğunluktan bahsediyor,esnaf,memur,işçi,yönetici herbir kesimden okumaktan uzak olan insanların olduğu bir toplumda yaşıyoruz.
Ümidimizi kırmayalım tabii ki son 10 yılda bu miktar biraz daha azalıyor gibi ancak daha çok katetmemiz gereken yollar var.
Birkere insanlara kitabı sevdirmenin yollarını arayacak hatta bu konuda epey bir kafa yoracağız her kademedeki insan bu konuda görevli olacak yani sadece okullara-öğretmenlere yani her konuda olduğu gibi sadece devlete ait bir sorumluluk değil bu görev.Herkes önce kendisi okuyacak baba okuyacak,anne okuyacak onu gören çocuklar okuyacak komşu okuyacak arkadaş okuyacak velhasıl doğru orantılı bir şekilde bu hale genişleyecek.
Ancak bu görev bu kadar kolay değil insanların teşviğe ihtiyacı var her konuda olduğu gibi bu konuda çok irdelenmesi gereken acaba ben nasıl ederimde etrafımdaki insanları okuma konusunda gayrete getirebilirim düşüncesi sizi en başta rahatsız edecek,içiniz rahat olmayacak sıkıntısını çekeceksiniz sıkıntısını çekmeden hiçbir şey olmuyor biliyorsunuz.
Bu sıkıntıyı ne kadar hissederseniz azminiz gayretiniz o kadar çoğalacak hem okuyacak hem okutacsınız.Bu konu üzerinde isterseniz küçük bir test yapın bak gelişmeleri göreceksiniz.Aile içinde öncelikle bir deneyin siz okumaya başlayın okumayan eşiniz sizden esinlenmeye başlayacaktır yavaş yavaş, eee birde belirttiğimiz sıkıntıyı yaşamaya başlarsanız eminin ki etrafınızdakilere bu sıkıntı yansıyacaktır.Biraz da gayret ederseniz verim alacaksınız.
Tamam da neden okumalıyız ne kazandırıyor bize; can alıcı soru bu işte.En başta okumak insana kendini tanmayı yanlış duymadınız kendısını tanımasını sağlıyor.Okur iken her bir okumada eksiklerini öğreniyor insan ve kendini nasıl geliştirebilirim düşünceleri belirmeye başlıyor.Ardından öğrendiklerini düşünmeye başlıyor ve evet ikinci adım insanın düşünme kabiliyetini geliştiriyor.Hani bizde bir beyin var ya :) onu geliştiriyor.
Ardından okuduğunuz dile göre o dil hakkında sizi geliştirmeye başlıyor ve yeni kelimeler, yeni deyimler, yeni hayatlar,yeni insanlar,yeni nesneler vs.ve konuşma dilinizin farkında olmadan geliştiğini görüyorsunuz.
Allah allah bu kadar okuyorduk bunaların farkında değildik dediğinizi (bazılarınızın tabi ki) duyar gibi oldum.Ama gerçek bu ki ,OKUMAK insana FARKINDA OLMADAN bu kadar şey kazandırırsa varın siz düşünün bir de nitelikli okumaya başladığnızı varsaydığınızda daha neler neler kazanacaksınız.Hadi onu da bir başka güne bırakalım.....
Nazif ÖZKUL iyi okumalar...
Öğrenci okumuyor derslerini bahane ediyor,öğretmen okumuyor yoğunluktan bahsediyor,esnaf,memur,işçi,yönetici herbir kesimden okumaktan uzak olan insanların olduğu bir toplumda yaşıyoruz.
Ümidimizi kırmayalım tabii ki son 10 yılda bu miktar biraz daha azalıyor gibi ancak daha çok katetmemiz gereken yollar var.
Birkere insanlara kitabı sevdirmenin yollarını arayacak hatta bu konuda epey bir kafa yoracağız her kademedeki insan bu konuda görevli olacak yani sadece okullara-öğretmenlere yani her konuda olduğu gibi sadece devlete ait bir sorumluluk değil bu görev.Herkes önce kendisi okuyacak baba okuyacak,anne okuyacak onu gören çocuklar okuyacak komşu okuyacak arkadaş okuyacak velhasıl doğru orantılı bir şekilde bu hale genişleyecek.
Ancak bu görev bu kadar kolay değil insanların teşviğe ihtiyacı var her konuda olduğu gibi bu konuda çok irdelenmesi gereken acaba ben nasıl ederimde etrafımdaki insanları okuma konusunda gayrete getirebilirim düşüncesi sizi en başta rahatsız edecek,içiniz rahat olmayacak sıkıntısını çekeceksiniz sıkıntısını çekmeden hiçbir şey olmuyor biliyorsunuz.
Bu sıkıntıyı ne kadar hissederseniz azminiz gayretiniz o kadar çoğalacak hem okuyacak hem okutacsınız.Bu konu üzerinde isterseniz küçük bir test yapın bak gelişmeleri göreceksiniz.Aile içinde öncelikle bir deneyin siz okumaya başlayın okumayan eşiniz sizden esinlenmeye başlayacaktır yavaş yavaş, eee birde belirttiğimiz sıkıntıyı yaşamaya başlarsanız eminin ki etrafınızdakilere bu sıkıntı yansıyacaktır.Biraz da gayret ederseniz verim alacaksınız.
Tamam da neden okumalıyız ne kazandırıyor bize; can alıcı soru bu işte.En başta okumak insana kendini tanmayı yanlış duymadınız kendısını tanımasını sağlıyor.Okur iken her bir okumada eksiklerini öğreniyor insan ve kendini nasıl geliştirebilirim düşünceleri belirmeye başlıyor.Ardından öğrendiklerini düşünmeye başlıyor ve evet ikinci adım insanın düşünme kabiliyetini geliştiriyor.Hani bizde bir beyin var ya :) onu geliştiriyor.
Ardından okuduğunuz dile göre o dil hakkında sizi geliştirmeye başlıyor ve yeni kelimeler, yeni deyimler, yeni hayatlar,yeni insanlar,yeni nesneler vs.ve konuşma dilinizin farkında olmadan geliştiğini görüyorsunuz.
Allah allah bu kadar okuyorduk bunaların farkında değildik dediğinizi (bazılarınızın tabi ki) duyar gibi oldum.Ama gerçek bu ki ,OKUMAK insana FARKINDA OLMADAN bu kadar şey kazandırırsa varın siz düşünün bir de nitelikli okumaya başladığnızı varsaydığınızda daha neler neler kazanacaksınız.Hadi onu da bir başka güne bırakalım.....
Nazif ÖZKUL iyi okumalar...
Etiketler:
beyin,
derdini çekmek,
eğitim,
gayret,
insan,
insanı okumak,
kainatı okumak,
KİTAP,
kitap okumak,
okul,
okumak,
okumak ne kazandırır,
sıkıntısını çekmek,
zihin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


