kitap sevgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap sevgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2012 Perşembe

Okuma Alışkanlığımızın Durumu


Türkiye'de Okuma Alışkanlığı

Okuma alışkanlığına yeni bir anlayış getirmek amacındaysak, öncelikle Türkiye’deki okuma alışkanlığı ne durumda ona bir göz atalım. Şimdiden söyleyeyim, okuma karnemiz kırıklarla dolu!
Önce rakamlar konuşsun: *
- Ülkemiz okuma konusunda pek çok Afrika ülkesinden de geri kalmış durumda…
- Japonya’da toplumun % 14’ü,
- Amerika’da %12’ si,
- İngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken,
- Türkiye’de durum % 0, 01 yani on binde bir…
- Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’nda kitap okuma oranında Türkiye; Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sırada…
- Bir Japon, bir yılda ortalama 25 kitap okuyor. Türkiye’de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor…

Okuma karnemiz de şöyle:
- Eğitim-Sen’in bir araştırmasına göre, öğretmenlerin yüzde 8’i hiç kitap okumuyor. Yüzde 39’u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor. Yüzde 28’i ayda bir kitap alıyor.
Yeni nesilleri yetiştirmek için kendilerine sonsuz güven duyduğumuz öğretmenlerimizin %8’inin hiç kitap okumaması beklenmedik bir şey değil mi? Öğretmenlerimiz bunu yapıyorsa, öğrencilerimize ne diyebiliriz ki? Öğretmenlerimizin %8’i hiç elini taşın altına koymazken, Trabzon Valisi Nuri Okutan’ın başlattığı, “20 dakika kitap oku” uygulamasını ayakta alkışlamak gerekiyor.
- Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor. (Yorumsuz…)
- Bağımsız Eğitimciler Sendikası’ndan yapılan açıklamaya göre, kitap okuma oranının %4,5 olduğu Türkiye’de, yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya’da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.
- Gazi Üniversitesi’ndeki 1915 öğretim üyesiyle yapılan araştırmaya göre, öğretim üyelerinin %21.9′u sadece akademik yayın okuyor. Yüzde 56,2’si ayda 1-2 kitap okuyor.

Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Okulu, 8 Eylül Temel Okur Yazarlık günü nedeniyle Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi isimli bir çalışma hazırlamış. Hazırlanan çalışmayla Türkiye’nin okuma haritası ortaya çıkmış. Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 88′i okuryazar. Diğer çarpıcı sonuçlar şöyle :
- Türkiye’de çocuklar okuma becerileri açısından 35 ülke arasında 28.
- İhtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada
- Türkiye’de öğrencilerin sadece yüzde 19′u 25′ten fazla kitaba sahip.
- Türkiye’de kitaba yılda harcanan para 45 sent.
- Kütüphaneye gidenlerin sadece yüzde 8′i kitap okumaya gidiyor.
- Öğretmenlerin yüzde 33.4′ü düzenli kitap okuyor.
- Anne baba çaba harcamıyor
- Sadece dört anne babadan biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek için çaba harcıyor.
- En çok basılan yerli beş kitap : Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Türk Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, Ömer Seyfettin’in Hikâyeleri.
- En çok basılan yabancı kitaplar La Fontaine Fablları , Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi…

RTÜK’ün açıklamasına göre, Türkiye, dünyada televizyon izleme rekorunu kırdı! Türkiye’de bir yetişkin günde 5 saatini, çocuklar ise 3 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Bunu yaparken, yetişkinler günde 50 sayfa, çocuklar da 30 sayfa kitap okusalar sizce de bir şeyler daha da güzel olmaz mı? En basitinden, okudukça kelime dağarcığı gelişeceği için, okurların düşünme yetisi de aynı yönde gelişecektir. Toplum içerisinde daha çok kavramla düşünme, farklı boyutları da görebilme ile sağlıklı bireylere sahip olunacaktır. Bunları düşünen insan, aptal kutusuna da bu denli bağımlı olmayacaktır.
Araştırmak, bilgi sahibi olmak gibisi yoktur kanımca. Çünkü bilgi güçtür ve güçlü olan kazanır. Toplumumuzda düşünmeyi beyinle değil, kulakla yapıyoruz. Araştırmadan, farklı kaynakları taramadan duyduğumuzu olduğu gibi kabul ediyor, hatta kanıksıyoruz. Üstelik bu “kuru düşünceyi” tamamen gerçekmiş ve doğruymuş gibi de –araştırmadığımız halde- etrafımıza yaymaya çalışıyoruz. Yorumlayamayan, çözümleyemeyen, sentez yapamayan, doğruyu-yanlışı bilmeden karar verebilen, eleştiri yeteneğinden yoksun bir toplumdan daha tehlikeli ne olabilir?
Amerika’da düzenli kitap okuyanların oranı %12 imiş. Ben de bu yaz New York’ta katıldığım yaz kampında yaşları 5 ile 17 arasında değişen çocukların, oyunlardan sonra 10’ar dakikalık aralarda bile, kitap okuduklarına şahit oldum. Şehir merkezinden yaklaşık 20–25 km uzakta bile, birkaç günde bir yeni kitap sipariş etmeleri de beni şaşırtmıştı. Bizdeki durum bu olaydan ne kadar farklı değil mi?
Kitap okumanın; yorumlamayı, düşünmeyi ve eleştiri yapmayı geliştirme gibi faydalarının yanında, saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok faydasının olduğunu biliyoruz.
Anne-babalar, öğretmenler, ağabeyler, ablalar, “büyükler” olarak bize düşen görev açıktır: Bol bol okuyalım, okutalım! Kitap okumamak için türlü bahanelere başvurmaktan kaçınalım. Kitap okumanın gerekliliğini kavrayıp, gereken hassasiyeti gösterelim. Okuyan bireyler olalım. Okuyan bireyler olarak, topluma daha faydalı hâle gelelim. Unutmayalım ki: Sağlıklı nesiller kitap okumayla yetişir!

Deneme yazısı

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Okudukça Çözülür Yumak

Okumak, okumak, okumak… Okudukça çözülür yumak. Okumak üzerine çok yazılar yazıldı, yazılıyor, yazılacak; fakat şu da var ki, önemli olduğunu kabul ettiğimiz konuları tekrar tekrar gündeme getirip söylemek gerekir. Çünkü insan nisyan ile ma’luldur. Unutmaya yatkın bir varlıktır. Bu yazı da bu düşünceyle kaleme alınmıştır.


        İnsanoğlu aklıyla, düşüncesiyle mevcuttur bu dünyada. Descartes’in dediği gibi: ‘ Düşünüyorum, öyleyse varım.’ Bu sözün mefhumu muhalifi şudur: Düşünmüyorsam, o halde yokum, yaşamıyorum.’ İnsan düşündükçe, aklettikçe var olacaktır, varlığını hissettirecektir çevresine.Düşünce de ancak okumayla mümkündür.Zaten bu yönü de insanı diğer canlılardan ayirir.

        Okuyan insan düşünür, düşünen insan da yeni fikirler üretir, yani üretkendir.
Üreten insan da toplumun, ülkenin gelişmesi için aranan insandır. Okuyan insan meyve veren ağaca benzer, üretkenlik yönüyle; okumayan insanı ise ota benzetebiliriz, meyve vermediği için.
       Okumak için öncelikle okumanın bir ihtiyaç olduğunu, hayatımızda hava kadar su kadar önemli olduğunu bilmemiz gerek. Nasıl ki aç olan birisi açlığını hissettiği için yemek yer, öyle de okumak için kişinin manevi açlığını, düşünce kısırlığını hissetmesi gerekir.
      ‘Öğrenmek için değil, yaşamak için okuyorum.’  Diyor Flaubert. Demek ki okumaktan maksat yaşamak. Okumak, düşünmek; düşünmek, hakikate ulaşmak demektir. O zaman okumuyorsak yaşadığımızdan söz edebilir miyiz? Bu soruyu kendimize sormalı ve kendimizi sorgulamalıyız.
       Bir Japon şiirinde okumanın değeri şöyle anlatılmaktadır:
       Elmas bile işlenmezse
       Gösteremez cevherini
       İnsan da böyledir
       Ancak okursa gösterebilir
       Gerçek değerini.
     Yazımızı okuma ve kitapla ilgili güzel sözlerle noktalayalım:
-Okumayı sevmek, hayatta can sıkıcı saatleri en güzel saatlerle değiştirmektir.(Montesque)
-Okuma ruhu yüceltir.( Voltaire)
-Okumak, insana olgunluk, konuşmada canlılık, yazmada açıklık verir.(Bacon)
-Kitapsız büyüyen çocuk, susuz yetişen ağaca benzer.(Çin atasözü)
-Kitapları seviyor musunuz, ömrünüz boyunca mesutsunuz demektir.(Claretie) 


30 Haziran 2012 Cumartesi

Kitap Okumanın Kazandırdıkları

Kitap Okuma Bize Ne Kazandırır ?

1-Yetkin kitaplar, sessiz öğretmenlerdir. Kitap okuma, bir ilaçtır.
2-Kitap okuma, hayatı sevdirir. İnsana yaşama sevinci
verir.
3-Seçkin kitap okuma, düşünceleri olgunlaştırır.
Joineriana:”Kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır.”der. Nitelikli kitap okuma; düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.
4-Kitap okuma, stresi azaltır.
5-Kitap okuma, zihni açar, beyni hantallıktan kurtarır.
6-Kitap okuma; doğayı, toplumu anlama ve yorumlama yeteneği sağlar.
7-Kitap okuma, bizi pek çok yönden yetkinleştirir.
8-Kitap okuyanın güvenilir bir çevresi oluşur.
9-Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir.
10-Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir.
11-Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar. Hayal gücümüzü geliştirir
12-Meslek hayatımızdaki başarı düzeyimizi yükseltir.
13-Dünyaya bakış açımızı değiştirir. Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.
14-0kul hayatındaki başarıları pekiştirir.
15-Okumak, haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar.





OKUYAN İNSAN DAHA BİLGİLİ VE ELBETTE DAHA BAŞARILI OLUR
    Bilgi ve bilişim çağında yaşıyoruz. Başarının en önemli kaynağı bilgidir.Bacon: ‘Bilgi, güçtür.’ der. Başarılı yazarlar, ömürlerinin yarısını okuyarak geçirmişlerdir. Hayatta başarılı ve mutlu olmak için okuma alışkanlığı edinmemiz gerekir. Kahvelerde, meyhanelerde vakit öldüren insanların çoğu, okuma alışkanlığı edinememiş kimselerdir.
    Voltaire: ‘Okuma, ruhu yüceltir.’ demiş. “Güneş dünyayı, kitap insanları aydınlatır. Çocukları kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır.”
    Dilimiz, edebiyat üstatlarının eserlerini okumakla zenginleşir. Büyük yazarların eserlerini mutlaka okumalıyız. Bu sayede hem düşüncelerimiz gelişir, hem de ifade yeteneğimiz güzelleşir.
    Okumayan insan, zihnini çalıştırmıyor, fikir jimnastiği yapmıyor demektir. Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz.  

    Okuduğumuz metin, bize yazarın düşüncelerini söyler; biz de o fikirleri zihnimizde tartarız, kabul veya reddederiz ki böylece biz de düşünmeye başlarız.
     Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir ve kelime hazinemizi genişletir. Okuma sayesinde konuşma yeteneğimiz gelişir, düzgün ve güzel konuşur, güzel yazar hale geliriz.
    Okuma gaye değil, araçtır. Okumanın sonunda insan bilgi edinmeli, faydalı şeyler öğrenmelidir. Okuduğumuz metin tarih ise günümüze ışık tutmalıdır; ahlak kitabı okuyorsak davranışlarımız düzelmelidir. Okuduğumuz bilgilerden faydalanmalıyız ve onları hayata uygulamalıyız; aksi halde, marangozluk kitabı okuduğu halde hiçbir şey yapamayan adama benzeriz.
    Goethe: “Okumayı öğrenme, sanatların en gücüdür.” der. Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek çok zordur. Hele televizyonların insanı haber, film, şov bombardımanına tuttuğu, bilişim çağının en büyük zaman hırsızı internetin  çok yaygınlaştığı günümüzde okuyabilmek, sanatların en zorudur, fakat en güzelidir. 

TV seyreden, bilgisayar başında vakit öldüren insan pasiftir; resimler, yazılar süratle gözünün önünden geçer ve düşünmek için vakit bulamaz. Kitap öyle değildir; istediğiniz yerde okumayı bırakıp okuduklarınız üzerine düşünebilirsiniz.
    Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar.
    Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi yetişmiş olacaktır. Okuma sayesinde kendisini yetiştirmiş bireylerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın, sınav başarısında yadsınmaz bir katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını iyi değerlendirebilen öğrenciler, diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olmaktadırlar.
    Kitap okumanın zihinsel gelişmeye katkısı,  anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek, 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir.Anneler, yüksek sesle kitap okurken, çocuklar, onları dinler. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri, diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma, çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.Tüm bu nedenlerle, çocuklarımıza mutlaka okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bunun için uygulanabilir öneriler şunlardır:
    •En iyi okuma,  önek olmaktır:Çocuğumuz, bizi ve diğer aile bireylerini, kitap okurken mutlaka görmelidir.
    •Evimizde güzel kitaplar üzerine sohbetler eksik olmamalıdır.
     •Çocuklarımıza, her fırsatta, seviyelerine uygun kitaplar hediye etmeye çalışmalıyız.
     •Çocuklarımızın evde mutlaka bir kitaplığı olmalıdır. Çocuklarımızı, kitap seçimi ve kütüphane oluşturma konusunda yönlendirmeliyiz.
    •Çocuklarımızı, olanaklar ölçüsünde kitap fuarlarına, yazarların imza günlerine götürmeliyiz. Çocuklarımızın yazarlarla konuşmasına, iletişim kurmasına olanak tanımalıyız.

    •Yazmak, okumayı destekleyici bir etkinliktir. Onun için, çocuklarımızı, yazma etkinliklerine yöneltelim. Çocuklarımızın; anı defteri, kitap tanıtım defteri, şiir defteri...tutmalarını özendirelim.
    •Çocuklarımızın internette, televizyonlarda kitap üzerine üretilen güzel düşünceleri, eğitici programları izlemelerine fırsat verelim.
    *Çocuklarımızı, arada sırada kütüphaneye götürmeyi; onların, kitaplar dünyasından yararlanmalarını ihmal etmeyelim. Şu özdeyişleri  asla unutmayalım:”Kitapsız yetişen çocuk, susuz büyüyen ağaca benzer.”Kitapsız hayat, kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır.”

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Anneler okudu, okuttu, kazandı

  Behçet Canbaz Anadolu Lisesi'nin düzenlediği 'Anneler okuyor' kitap okuma yarışması sona erdi. İstanbul çapında 10 bin 796 anne adeta kitapla yatıp kitapla kalktı. Anneler, yarışmanın sonucunda altın kazanırken, çocuklarına ise okuma alışkanlığı kazandırdılar.
İstanbul Behçet Canbaz Anadolu Lisesi tarafından tertiplenen 'Anneler Okuyor' ödüllü kitap okuma yarışması sona erdi. Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı öncülüğünde ve NT Mağazaları sponsorluğundaki yarışmaya İstanbul il sınırları içerisinden 10 bin 796 anne iştirak etti. İstanbul'da yaşayan annelerin yoğun ilgi ile karşıladıkları yarışmanın kazananları 17 Mayıs Perşembe günü Behçet Cambaz Lisesi'nde yapılan bir törenle sahiplerini buldu.
Birinci anne, Bakırköy ilçesinden katılan Ayşe Gürgün oldu. Dört buçuk ay gibi kısa bir sürede 13 bin 719 sayfa okuyan Gürgün, Türk ve dünya klasikleri ile sınırlı tutulan yarışmada 33 kitap okudu. Bazen günde bazen 2 yüz sayfa okuyan Gürgün, 10 bin kişi içerisinde en fazla kitap okuyan isim oldu. Bu süre içerisinde günlük rutinlerini hiç aksatmayan ev hanımı ve ikiz çocuk annesi Gürgün, yarışmanın kendisine ve çocuklarına bir hayli faydalı olduğunu anlattı. Okumayı daha önceleri de sevdiğini ve çocuklarını kitap fuarlarına götürerek onların bu alışkanlığı kazanmasına yardımcı olduğunu söyleyen birinci anne, "Bu yarışma ile ben ve çocuklarım tatlı bir telaşın içerisine girdik. Onların kitap okuma bilinci kazandıklarından eminim." diyerek yarışma hakkındaki fikrini paylaştı.
Tören öncesi edebiyat öğretmenlerinden oluşan jürinin karşısına çıkan ilk 10 anne, tuttukları kitap notları ile yarışmaya ne kadar önem verdiklerini gösterdiler. Yarışmayı okullarda dağıtılan broşürler, devlet dairelerinde gördükleri afişler veya tesadüfen duyan kitap kurdu anneler, okuma süreleri içerisinde kitapla yatıp kitapla kalkmışlar.
İki buçuk ay içerisinde 10 bin 443 sayfa okuyarak ikinci olan Nurhan Keskin, tabiri yerinde ise tam bir kitap delisi. Evde, parkta, otobüste hiç fark etmiyor onun için. Çocukları salonda televizyon izlerken o bir tarafta kitabını okuyabiliyor. Çantasında devamlı bir kitap ile dolaşan Keskin, bu yarışmayı Zaman Gazetesi'nde yayımlanan gazete ilanı ile öğrenmiş. Bu tür yarışmaların çocuklara okuma alışkanlığı kazandırılması açısından önemli bulan Keskin, her ne kadar okumasalar dahi, kendi çocuklarının da motive olduklarını ve kendisine kitap bulmaya yardımcı olduklarını ifade etti.
Gaziosmanpaşa'dan yarışmaya katılan Keskin, mahallede bulunan kütüphanenin de müdavimlerinden. Kendini kitapların büyüsüne kaptıran Nurhan Keskin, "Yarışma süresince bazı kitaplar hiç bitmesin istedim. O kadar güzel ve sürükleyiciydiler ki onlardan kopamadım." diyerek yarışma sonrası duygularını aktardı.
Cumhuriyet altını ödüllü yarışmada üçüncü kazanan ise Büyükçekmece'den katılan Aysun Karagöz oldu. Karagöz yarışma süresince 9 bin 229 sayfa (24 kitap) okuyarak çeyrek altın kazandı.
Yarışma sonrası duygularını paylaşan Behçet Canbaz Lisesi Müdürü Şevki Köse, törende yaptığı konuşmada İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı ve NT Mağazalarına teşekkür etti. Bu tür sosyal organizasyonlarla çok büyük kazanımlar elde ettiklerini ifade eden Köse, "Geleceğimizin sahibi gençliğimizin, okuma alışkanlığı kazanmasında ebeveyn faktörünün ne kadar önemli bir yer tuttuğunu bu yarışma ile anladık." dedi. Köse, Behçet Canbaz Lisesi olarak, başta bilgi yarışmaları ve diğer sosyal projeleriyle bu tür organizasyonlara devam edeceklerini de vurguladı.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Okuma Alışkanlığı Kazanmak

Okuma konusunda ülkemizin epey mesafe katetmesi gerektiğini daha önceki yazılarımızda da bahis konusu yapmıştık.Ama o kadar çok önemli bir konu ki bu her gün bu konuda tahşidat yapsak,hatırlatsak yeridir.Çünkü hakikaten okuma konusunda alacağımız yol çoook...

Peki ama bu okuma alışkanlığı nasıl kazanılır? Evet bu alıskanlığı kazanmak için çaba, emek, gayret, zaman ayırma,hedef belirleme ,istekli olma,yılmama ve çalışmak gerekiyor.Ağaç yaş iken eğilir derler ya bu da öyle olacak yani erken yaşlarda kitap ile çocuk kaynaştırılacak çocuğa kitap sevdirilecek,ama bunun ortamını sahasını belirleyecek olan ailede anne-baba ve okulda öğretmenleri olacak ileri safhalarda arkadaş çevresi de bu konuda etkili olmaya başlayacağından iyi arkadaşalar ile arkadaş olması konusunda çocuk yönlendirilecek.Görüldüğü gibi en başta bu isteğin anne baba da olması gerekiyor.Hatta çocuk anneyi babayı örnek alacağından annenin babanın öncelikle kitapla dost olması gerekiyor.
Anne baba kitap ile dost olabilirlerse çocukların dost olmamaları için çok az sebep bırakılmış olur.Eğer geleceğiniz ve hepimizin geleceği çocuklarımızın ileride bizlerden daha iyi bir dünyada yaşamasını istiyor isek ki istiyoruz ne olur bizler öncelikle kitaplar ile dost olalım.
Evimizde televizyonlara ayırdığımız yer kadar değer kadar kitaplarımıza da bir köşe ayıralım yani bir kütüphanemiz olsun.Aktif olarak bu köşeyi kullanalaım TV kadar diyeceğim ama, ilk başlarda bunu sağlamak oldukça zor.Ancak hergün,hiçdeğilse her hafta kitaplığımızı ziyaret edelim ordan yeni yeni bilgiler alalım.Ve sigaraya yada mahkumu oldugumuz diğer alışkanlıklarımıza verdiğimiz para kadar kitaplara da bütçemizi açalım..
Ve yine daha önceki yazımızda bahsettiğimiz gibi aile okumaları yaplım.Eğer  küçük çocuklarımız varsa daha 1-2 yaşlarından itibaren onlara anlasalar da anlamasalarda kitap okuyalım yatarlarken masal okuyalım.Bu şekilde yapmaya devam ettikçe evimizde kitap sevdası oluşmaya başlayacak ve evimizin havası değişecek bundan % 100 emin olarak sizlere bahsediyorum.Denemesi bedeva :)

Ama yukarıdaki resim gibi de olmayalım kitap bizi içine almışken kitap ile dostluğu yakalamış iken ona ihanet etmeyelim.Kitabı TV ile ALDATMAYALIM...