kainat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kainat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2012 Salı

mp3 Telkin Metodu

Beyin Frekans Teknolojisi

SubliminalMp3Telkin.Com: (BFT)Beyin frekans teknolojisi, herhangi bir kişinin zihin gelişimini sağlamada ya da hayatındaki problemlerini çözmede kendi kendine rahatlıkla yardım edebileceği bir zihin programlama ve yönetim aracıdır.
Bu ileri seviye teknolojinin kullanılmasındaki asıl amaç, zihinsel dönüşümü çok etkili bir biçimde gerçekleştirmek ve bunun sonucu olarak hem zihinsel hem de fiziksel problemleri kolayca çözümleyebilmektir.
Alfa frekans(BFT) teknolojide, arka plan müzik olarak genellikle binoral vuruşlar kullanılır. Mp3 telkini dinlerken rahatlamanız ve bu sayede telkinleri daha alıcı hale gelmeniz sağlanır. Her iki kulağımızdan ayrı ayrı frekansta ses gelir. Bu iki sesin arasındaki fark, 7.5 hz olan alfa frekansına denktir. Alfa frekansbilinçaltı(şuuraltı) mesajlar için kullanılan en uygun frekanstır. Her iki kulaktan farklı frekansta sesler geldiği için kesinlikle kulaklıkla kullanılması gerekmektedir. Mp3 telkini meditatif bir halde iken dinlemeniz daha iyi olacaktır.

Telkin Nedir?

Subliminal (Telkin) kelimesi arapça kökenli olup, Bir duyguyu veya bir düşünceyi aşılama, Bilinç dışı(şuur dışı) bir sürecin aracılığıyla, şahsın ruhsal ya da fizyolojik alanıyla alakalı yeni bir düşüncenin(fikrin) gerçekleştirilmesi ve Aşılamak-Vermek anlamlarına gelir. (TDK Sözlüğü nden bakabilirsiniz.)
Telkin kelimesini açacak olursak genellikle yapılmak istenipte yapılamayan eylemlerin bilinçaltına ditekt etki ederek davranışların bilinçli olarak yapılır hale sokulması aşamasıdır. Normalde bütün insanlar yaşamlarının hemen hemen %80 ini bilinçsiz bir şekilde geçirirler. Bizim davranışlarımızı etkileyen bilinç altımızın şekillenmesi genellikle geçmişimize dayanır. Bir insanın hiç tanımadığı insanlar karşısında durduk yere kekemelik yaşamasının nedeni genellikle seneler öncesinde yaşadığı olaylarla ilgilidir. Birey bu sorununu ortadan kaldırmak ister lakin asıl nedene inemediği için çabaları hep başarısız olur. Böyle durumlarda psikanaliz ile kişinin geçmişine inilip sorunların nedenleri tespit edilerek problem ortadan kaldırılmaya çalışılır. Çoğu zaman bu tedavi şekli işe yarar fakat böyle bir çalışma genellikle çok uzun zaman gerektirir. Bu uzun çalışma süreci yerine, problem olan sorunu ortaya çıkarmadan bireyin davranışlarını yeniden şekillendirmenin çok basit bir yolu vardır. Telkin. Subliminal (telkin), bireye hangi durumlarda nasıl davranması gerektiğini, neden ve niçinleriyle birlikte verir. Kişinin davranış normları yeniden oluşturulur. lakin, bu çalışma kısa, masrafsız ve pratik olmasına rağmen bir o kadar da sabır ve irade gerektirir. Çünkü ortada çok zorlu bir rakip vardır. Bilinçaltı. Siz bilinç üstünüzde her şeyi tekrar inşa edebilirsiniz. Fakat asıl temel malesef hala yerinde durmaktadır. Mutlaka karşı koyacaktır. Bu durum pek de fark edilemeyen yeni bir iç savaşa neden olur.
telkinZihnin içinde yaşanan bu iç savaşı kayıpsız ve kazançlı bir şekilde tamamlamanın bazı yolları vardır.  Subliminal (Telkin) içerikli Mp3 ler bu temel üzerine kurulmuşlardır. Bilinç altını devre dışı bırakmak nedeniyle müziğin içine gizlenmiş gizli telkinler, bilinç altını kandıran ve yanıltan olumlu sözlerle donatılmıştır. Zihninizde düşünce aleminiz tekrar şekillenir fakat siz bu durumdan çok az etkilenerek daha kazançlı çıkarsınız.
Telkin, zihnimizde düşünsel olarak kurgulanan veya sözel olarak söylenen olumlu veya olumsuz polariteler bütünüdür. Sürekli olarak pozitif düşünmeye ve  pozitif sözler söylemeye çalışsak da malesef  bir çok olumsuz düşünce ve negatif söylemlerimiz de mevcuttur. Telkin zihnimizde iki  türdür. Birincisi pozitif, ikincisi ise negatiftir. Beyin malesef negatifleri daha çabuk alır ve işler. Pozitif düşünce ve söylemleri ise beyin nazlanarak alır. Böyle olmasının nedeni genellikle çocukluğumuzdan beri yetiştiriliş tarzımızdır. Biz daha küçükken anne ve babalarımız veya anneanne/dedelerimiz tarafından malesef ki öcüler böcüler geliyor ya da seni polise veririm gibi korkutucu olumsuz cümlelerle büyütüldük. Tabiki  onları suçlamak  da yersiz. Çünkü onlar da kendi büyüklerinden, atalarından ne öğrendilerse bizlere de onu aktardılar. Bundan böyle bizler yeni nesiller olarak yeni fikirler düşünmeli ve günümüze uyarlanmış yeni şeyler söylemeliyiz. Kendi çocuklarımızı ve torunlarımızı da bu şekilde eğitmeli ve de yetiştirmeliyiz. Bu konuda Hazreti mevlana nın bir sözü var;  Artık dün bitti, bugün yeni şeyler söylemek lazım. Telkinler beynimizde o kadar çok yer etmiş ki biz de benzer olayları yaşadıkça bilinç altımızda bunları çoğaltmışız.
Sadede gelecek olursak ağzınızdan söylediğiniz ve zihninizden düşündüğünüz her ne ise siz O sunuz. Eğer olumlu şeyler düşünüp olumlu cümleler söylüyor ve hayata olumlu bakıyorsanız siz pozitif bir insansınız. Tam tersini yapıyorsanız eğer siz malesef negatif bir insansınız. Öyleyse ne yapmalıyız ve nasıl olmalıyız? Ailemizdeki tüm bireylere bunu anlatmalı, ailecek bulunduğumuz ortamlarda her durumda pozitif olmaya, her zaman pozitif düşünmeye, pozitif konuşmaya ve olaylara pozitif bakmaya onları ve kendimizi  alıştırmalıyız. Misal, ben hasta değilim şeklinde bir ifade kesinlikle yanlış bir telkindir. Çünkü zihnimiz, hasta kelimesi negatif olduğu için tabiki buna öncelik tanır ve bunu esas alır. Böyle yanlış bir ifade yerine ben sağlıklıyım daha doğru olacaktır. Aynı şekilde ben korkak değilim veya ben korkmuyorum da kesinlikle yanlış bir telkindir. Beyin bu negatif kelimeyi alır ve sizi o şekle sokar. Bu cümlenin yerine o kelimenin karşıtı olan ben cesurum kullanılmalıdır. Diğer bir örnek: Ben tembel değilim yerine ben çalışkanım gibi.

Hani Tanrı Ölmüştü ?


Hani Tanrı Ölmüştü ? Hani Tanrı Ölmüştü?, 2004 yılında Amerika’da yayınlanan ve yayınlanmasıyla beraber gündeme oturan kitabın Türkçe çevirisi. Kitap New York Times’ın en çok satanlar listesine girmekle kalmadı, bugün halen daha Amerika’da konu hakkında en çok satan kitaplardan biri olmayı sürdürüyor. Kitabı bu denli çekici kılan husus, din ile bilimin buluşma noktalarını, herkesin okuyup anlayabileceği basitlikte sunuyor olması. Bunun için bir gazeteci ve Yale mezunu bir hukukçu olan Lee Strobel, farklı alanlardan bilim adamlarıyla söyleşiler yapıyor. Bu bilim adamları, genellikle Akıllı Tasarım akımının öncü isimleri ve kendileri de çok satan kitapların yazarları.
Kitabın ilk iki bölümünde Strobel bize kendi hayat hikayesini aktarıyor. Gençliğinde ateist olan ve sonrasında dine dönen Strobel, kitabın temel sorusunu bu bölümde soruyor: Bir zamanlar kendisini ateizme sürükleyen bilimin, günümüzde kafasındaki sorulara vereceği farklı cevapları var mı yok mu?
İlk söyleşi, Evrimin İkonları kitabının da yazarı olan Dr. Jonathan Wells ile yapılıyor. Wells, bugün halen daha ders kitaplarımızda kendine yer bulan evrim ile alakalı çizimlerin ve önkabullerin, bilimsel olarak çok uzun yıllar önce yanlışlandığını, hayret verici bir açıklıkla anlatıyor. Buna rağmen bu imajların (Miller deneyi, Haeckel’in embriyo çizimleri, Darwin’in hayat ağacı, maymundan insan ilerleyen çizimler…vs) hala kullanılıyor oluşunu, adeta dini bir bağnazlığa benzetiyor.
İkinci söyleşi, bilim felsefecisi Stephan Meyer ile yapılıyor. Meyer, bilim ile din arasındaki ilişkinin dünü ve bugünü hakkındaki soruları yanıtlıyor ve günümüzde neden bilimsel delillerin bir Tanrı’nın varlığı hipotezini desteklediğini örnekleriyle anlatıyor. Meyer aynı zamanda kendisi ile yapılan yedinci söyleşide de, neden hala hayatın kökeni ile ilgili bir bilimsel açıklama getirilemediğini sorgulayacak ve gerçek açıklamanın nasıl olabileceğini ele alacak.
Üçüncü söyleşi, “kelam argümanı” ile meşhur olan William Lane Craig ile yapılıyor. Craig, aslen Müslüman kelam alimlerinin kullandığı bir akıl yürütmenin, günümüzde de, özellikle Big Bang teorisinin kabulü sonrası nasıl hala Tanrı’nın varlığını bilimsel olarak desteklemeye devam ettiğini anlatıyor. Bu argümanın İslami kökenleri, okuyucunun ilgisini fazlasıyla çekecek gibi durmakta.
Fizikteki delillerin tartışıldığı dördüncü söyleşide Robin Collins, fizik alemindeki hassas denge ile alakalı onlarca akıl almaz örneği birbiri ardına sıralıyor. Evrenin bugünkü halinin nasıl bir mucize olduğunu ve tesadüf eseri meydana gelmesinin imkansızlığını gösteren örneklerden sonra insanın ikna olmaması için, yoğun çaba harcaması gerekiyor.
Gene de kitabın en çarpıcı bölümüne henüz sıra geldi. Astronom Guillermo Gonzales ve felsefeci Jay Wesley Richards, Amerika’da çok ses getiren kitaplarının (Privileged Planet / Ayrıcalıklı Gezegen)adeta bir özetini verdikleri beşinci söyleşide, dünyanın, üzerinde yaşam olabilmesi için evrende ve samanyolunda nasıl en ayrıcalıklı konumda bulunduğunu gösteriyorlar. Üstelik dünya atmosferinin de, evreni gözetlemek için en mükemmel halde bulunuyor oluşu, bir Varlığın hem dünyayı nasıl incelikle konumlandırdığını hem de diğer yarattıklarını gözetlememiz için nasıl bizlere en uygun ortamı bahşettiğini gösteriyor.
Sonraki söyleşi de, en az bir önceki kadar çarpıcı. 20. yüzyılın en önemli 100 kitabından biri seçilen Darwin’ s Black Box / Darwin’in Kara Kutusu’nun yazarı biyokimyager Michael Behe, vücudumuz içerisinde evrim ile açıklanamayacak pek çok biyolojik makinenin dolaştığını anlatıyor. Bunlar öyle karmaşık ve verimli makineler ki, bir benzerlerini insanların yapması hala mümkün değil. Tesadüfi süreçler sonucu oluşmaları ise imkansız… SİTE:www.kitapyurdu.com

3 Nisan 2012 Salı

okumayı bıraktık sanmayın

Okumayı bıraktı bu adam diye düşünmeyin sakın ha.Okumak benim hayatım.OKUDUKLARIMIZ ile hayatta yeni birşeyler duyuyor,hissediyor ve yaşıyoruz.
Bu arada kitap denilince bildiğimiz manada kitapların haricinde nice kitaplar var okumasını bilene; insan bir kitap,kainat bir kitap,eee kainat kitap olunca ciltlerini saymağa kalkışmak sanırım bizi aşar.Vesselam bu kitapları da okumak gerekir değil mi dostlar ?